
ABD Kongresinde bu son haftalarda UFO ve uzaylı konuları sürekli köpürtülüyor ve neredeyse bir numaralı gündem oldu. 2024 Ocak ayında basına sızdırılan kızılötesi video görüntüleri, bir Amerikan üssü üzerinde uçan ve çıplak gözle görülemeyen “denizanası” şeklindeki bir UFO’yu gösterdi. Bu görüntüler ABD Kongresinde 1-16 Kasım 2024 tarihlerinde tartışılarak uzaylıların varlığına dair en büyük kanıt olarak incelendi. Gizlendiği iddia edilen kanıtlar olduğunu ileri süren Amerikan Karşı Casusluk Örgütü eski yöneticilerinden Luis Elizondo bu kanıtların Kongre tarafından görmezden gelindiğini iddia etti. Uzaylıların varlığı konusunda bir karara varamayan Kongre bu bağlamda araştırmaların sürdürülmesini tavsiye etti.
Tam bu sıralarda Ukrayna’nın NATO silahlarını kullanmasıyla yoğunlaşan Üçüncü Dünya Savaşı tartışmaları hız kazanmışken UFO zamanlamasının ABD Kongresinde ele alınması ve medyaya bir numaralı haber olarak yansıtılması bana çok yerinde ve anlamlı göründü. İmdi, Nietzsche’nin “tehlikeli belki” si ile geniş açıdan olaylara bakacak olursak hiç de mantıksız olmayan bir varsayımsal senaryoyu paylaşmak istiyorum:
ABD Kongresinde görüşülen UFO ve uzaylılar tezgahının dünyayı yöneten ve 9/11 saldırısını düzenleyen küresel çetenin yakın bir gelecekte kullanmayı planladığı kitle imha silahlarından biri olduğu kanısındayım. Nasıl ki laboratuvarlarda ürettikleri Covit virüsü ve genetik yapıyı bozan aşılarla insanları ve özellikle yaşlı nüfusu yok etmeyi denedilerse, aynı şekilde UFO tezgahı ile dünya çapında kitlesel temizlik yapmayı da deneyeceklerdir.
Eğer Ukrayna’nın NATO silahlarını ve son olarak Amerikan ve İngiliz füzelerini kullanması sonucunda bir III. Dünya savaşı çıkarsa bu savaşın prelüdü fazla sürmeyecektir. Gerçi III.cü Dünya Savaşı başlamış gibi olacak. Ama derken bir bakacağız söz gelimi Amerika’da Rapid City ile Rusya’daki Omsk veya Tomsk kentleri beklenmedik bir şekilde yok edilmiş. Aaa ne oluyor, nasıl olur demeden, aaaa bu uzaylı saldırısı ! BM acilen toplanarak ortak düşman uzaylılara karşı birleşelim derken Kubbetüs Sahra, Mescidi Aksa, Eiffel kulesi ve Özgürlük Anıtı gibi simgesel yerler hipersonik füzeler, ya da HAARP ile yerlebir edilecek. Aaa kim yaptı ? Uzaylılar ! (Aslında yapan kendileri tabi ki).
Küresel çete ve yardakçıları dünyada üretilen bir takım siborgları, biyonik robotları uzaylı kılığında millete yutturacaklar, TVlerden yapay UFO enkazları, ceset parçaları gösterecekler. Putin, Trump, Macron, Cinping ve Kral Charles gözyaşları içinde birbirlerine sarılıp uzaylı saldırısına karşı dayanışma içinde olduklarını açıklayacaklar. Herkes buna inanacak. Papa ve Kilise de Nuh Tufanı olayının aslında uzaylı saldırısı olduğunu itiraf (!) edecek. Sonunda bu “İkinci Tufan tehdididir” ve “biz uzaylılarla savaşıyoruz” diyerek dünya nüfusunu bu kaos ve kargaşa ortamında %80-90 oranında yok edecekler. Ondan sonra “oh be dünya varmış” diyecekler ! “Ne devlet kaldı, ne ülke, ne sınırlar, sadece et yığınları ! Gelsin o zaman “The Great Reset” Büyük Sıfırlama Projesi ve herşeye en baştan yeniden başlıyoruz. Tıpkı Nuh Tufanından sonra olduğu gibi !”
Üstelik dünya kamuoyu küresel çetenin medyatik sözcüleri ve yazarları tarafından doğa ve çevre için “en zararlı tür” olarak aşağılan insanın soykırımlarla, salgınlarla imha edilmesine alıştırılmış bir haldeyken. Öyle ki kitlesel imha ile dünya nüfusu azalıyor diye sevinenler var. 7 Kasım 2023ten bu yana Filistin’de sürdürülen soykırım artık sıradan bir haber oldu, önemini kaybetti. Dünyanın en uzun süren ve göstere göstere yapılan soykırımını artık herkes gerilim filmi izler gibi izliyor.
İNSANA ARTIK İHTİYAÇ YOK
Yeni Dünya Düzeni ya da yeni adıyla “İşlevsel Küresel Düzen” (Functioning Global Order) artık insana gereksinim duymuyor: Onun yerini makineler, yapay zeka, robotlar ve siborglar (sibernetik organizmalar – yarı makine/ yarı insan) alacak. Bu küresel çetenin “insansızlaştırma” (deshumanisation) ya da “transhümanizm” planı. Bunun toplantısı 11-12 Kasım tarihlerinde “Paris Barış Konferansı” ile yapıldı. 18-19 Kasım 2024 tarihlerinde Brezilya’da gerçekleşen G-20 zirvesinde ise yapay zeka konusu özellikle ön plana çıktı. İnsanlık ve barış kimsenin umurunda değil. Küresel çetenin aktörleri Elon Musk, Donald Trump, Jeff Bezos, B. Gates, M. Zuckerberg, Kral Charles, Klaus Schwab, G. Soros gibilerinin başını çektiği her türlü girişim çok güzel ve cazip görünse bile aslında her türlü melanet ve kötülük doludur. Onlar barış ve insanlık düşmanıdır.
Oysa bizim kuşağımız Woodstock Barış Festivalinin bir devamı olarak ırkçılık, renk ayrımı, cinsiyet ayrımı, dinsel dogmalar, etnik ayrımcılığı yadsıyan antimilitarist bir kuşak olarak yetişti. Ama küresel düzen tam tersini bize ve insanlığa empoze etti ve etmeye devam ediyor. İnsanlığı bekleyen küresel aydınlanma değil “küresel karanlık” tır. Dünya öyle bir noktaya geldi ki artık geriye dönüş süreci çoktan aşıldı. Küreselciler ve küresel çete “ırkçılık, renk ayrımı, cinsiyet ayrımı, dinsel dogmalar, etnik ayrımcılık, milliyetçilik” bitiyor dese bile onların tek bir kelimesine inanmıyorum. Onların en güzel görünen insancıl söylemlerinin altında bile kirli hesaplar, pislik, hayal bile edemeyeceğimiz şeytani kötülükler vardır.
İnsanlar suçluların ceza görmemesine, serbest bırakılmasına, teröristlerin meclise davet edilmesine, el üstünde tutulmasına alıştırılmadı mı ? Kadın ve çocuk katilleri, caniler, psikopatlar, tacizciler, pedofiller, tarikatlar, mafya çeteleri, sığınmacı çeteleri, kara paracılar, uyuşturucu çeteleri ortalıkta kol gezmiyor mu ? Barış, kardeşlik, sevgi, umut hakkı gibi sözcükler artık Büyük Ortadoğu Projesi gibi kirli emelleri ve karanlık planları gerçekleştirmek amacıyla kullanılmıyor mu ?
Barış ve insanlığın geleceği konusunda maalesef umutlu değilim ve bu Yeni Dünya Düzeni veya İşlevsel Küresel Düzen’e karşı direnebilecek bir güç, bir erk maalesef ortalıkta yok. Bu durumda ne yapabiliriz bilemiyorum. Ancak küresel çeteyi ve onun yardakçılarını kınamak yetmez, lanetlemek gerekir. Koşullar ne olursa olsun onlara teslim olmamak, sonuna kadar mücadele etmek ve dayatmalarına boyun eğmemek gerekir.