
Suriye devletinin toprak bütünlüğünü destekleyen iki ülke var: Rusya ve İran ve de ufak milis gruplar. Bunların dışında kalan tüm grupların ve terör örgütlerinin amacı Suriye’nin Yugoslavya gibi un ufak olmasını sağlamak.
Sosyalist Baas partisi tarafından yönetilen ve laik bir devlet olan Suriye’yi yok etmek isteyenler malum sıkı dostlar: ABD, Avrupa Birliği, İsrail ve NATO. Özellikle Batı medyası tarafından olup bitenin anlaşılmaması için büyük bir propaganda yapılıyor. Örneğin Suriye’nin resmi ulusal hükümetinden “rejim”, ülkesini savunmaya çalışan Suriye ordusundan da “rejim ordusu” diye söz ediliyor. Batı medyası Suriye karşıtı terörist grupları “Suriye milli güçleri” olarak etiketliyor. Bizim yalaka medya da koro halinde aynı yolu izliyor. İktidar ve muhalefet de aynı durumda. (Denklemi unutmayalım. MHP=AKP=CHP)
2011 yılında IŞİD’i bahane ederek Koalisyon Güçleri ile birlikte Suriye’nin kuzeyini işgal eden ABD’nin bölgede 7000 askeri olduğu iddia ediliyor.. Amerikan üsleri, Türk sınırına yakın, terör örgütlerinin işgalindeki bölgelerde yer alıyor. Münbiç, Kamışlı, Tabka, Darbesiye, Rümeylan ve Aynel Arap’da ABD’nin hava üsleri bulunuyor. Haseke’de ise bir radar üssü yer alıyor. Amerikan ordusu bu noktalardan hava saldırıları düzenliyor, terör örgütlerine de eğitim ve destek veriyor.
İmdi ABD desteğiyle Halep’i ele geçiren HTŞ, tıpkı El Kaide, Taliban ve IŞİD gibi ABD istihbaratının kurduğu, İsrail’den destek alan ve Suriye’nin İdlib şehrinde konuşlanmış bir terör örgütüdür. Türkiye ile Rusya bu örgütü 2008’in Eylül ayında, Soçi Mutabakatı ile silahsızlandırmaya karar vermiş ve bu görev Türkiye tarafından üstlenilmişti. Ancak anlaşmanın gereğini yerine getirilmedi.
HTŞ’nin Suriye’de saldırdığı yerlere bakıldığında, kısa süre önce İsrail uçakları tarafından bombalanan yerler olduğu görülüyor. ABD ve İsrail’in hedefi Suriye’yi kalıcı olarak bölmek ve Afganistan’da yaptıkları gibi bir terör devleti kurmaktır. Bu gidişle ABD ve İsrail Türkiye ile komşu olabilir.
Özetle Büyük Ortadoğu Projesi tam gaz devam ediyor. Yeni bir “federasyon Anayasası” yalaka CHP’nin göz kırpmasıyla yolda. Suriye’deki kaosun İran ve Türkiye’ye sıçratılması olası; yeni bir sığınmacı akını olası, Diyarbakır başkentli yerel belediyelerinin özerklik ilanı yolda; üniter devlete son noktanın konulması yolda, Fırat ve Dicle ile petrol, altın, gümüş, bor ve diğer yeraltı kaynaklarının küresel holdinglerin denetimine geçmesi yolda. Durum sanırım bu. Çözüm ne derseniz ? Yok öyle armut piş ağzıma düş. Bir sürü siyasetçi, tarihçi, bilim insanı var: Çözümü onlar bulsun !