Kürt sorunu mu, Türk sorunu mu ?

Sanki Türkiye’de   İsmet İnönü gibi Ermeni kökenli bir Cumhurbaşkanı, Turgut Özal  gibi Kürt kökenli  bir Başbakan ve Cumhurbaşkanı hiç  seçilmemiş  gibi; sanki Türkiye’de Rum, Yahudi, Ermeni, Kürt, Süryani, Yezidi milletvekilleri seçilip de TBMM’ye hiç girmemiş gibi bir hava  pompalanıyor ve bu bağlamda “Kürt sorunu var” diye sürekli propaganda yapılıyor.   Oysa ülkemizde Kürt kökenli olduğu gibi çeşitli etnik gruplardan seçilmiş bir sürü siyasetçi ve  milletvekili vardır. Bazılarının isimlerini aşağıda veriyorum:


Kaludi Laskari (Rum),
Cefi Kamhi (Yahudi),
Hermine Kalustyan, Markar Esayan, Garo Paylan (Ermeni),
Feleknas Uca (Yezidi),
 Erol Dora, Turna Çelik, George Aslan (Süryani)  


İmdi, eğer Türkiye’de ırkçılık ya da etnik     ayrımcılık olsaydı bir Ermeni veya bir Kürt cumhurbaşkanı  seçilebilir miydi ? Rum, Yahudi, Ermeni, Kürt, Yezidi, Süryani, Alevi, Arnavut, Laz, Çerkez, vs milletvekilleri  seçilebilir miydi ?


Ancak, isteniyor  ki insanlar   Türkiye’de  ırkçılık ve etnik ayrımcılık olduğuna inansın, kabullensin ve sözde  dışlanan o  etnik gruplara özerklik veya bağımsızlık verilsin.  Propaganda ve dayatmanın amacı ve asıl hedefi bu. Bu propagandayı destekleyenler başta Amerika olmak üzere Batılı eski sömürgecilerdir. Oysa asıl ırkçılar,  Siyahların ve Hispaniklerin  ikinci sınıf vatandaş olduğu ve polis tarafından en küçük bir bahaneyle sürekli katledildikleri ABD ile, Yahudi olmayanların   ikinci sınıf, hatta üçüncü sınıf vatandaş  sayıldığı ve etnik temizlikle sürekli katledildiği apartheid  rejimin hüküm sürdüğü İsrail’dir. Bu arada Avrupa Birliğinde aşırı sağ, faşist ve yabancı düşmanı partilerin hızla güçlendiğini ve iktidara geldiklerini de vurgulamak gerekiyor. Avrupa’da Mussolini ve Hitler’in hayaletleri kol geziyor.


İnternete girip araştırın. Türkiye’de değişik kökenlerden bir sürü siyasetçi, iş adamı, sanatçı, müzisyen, akademisyen, vs vardır.  Bu ülkede kimse etnik kökeni nedeniyle dışlanmaz.
O halde tekrar soruyorum: Eğer Türkiye’de etnik  sorunsal olsaydı bir Ermeni veya bir Kürt cumhurbaşkanı  seçilebilir miydi ? Rum, Yahudi, Ermeni, Kürt, Yezidi, Süryani, Alevi milletvekilleri  seçilebilir miydi ?  

Türk vatandaşı olan herkesin seçme ve seçilme hakkı vardır bu hak olduğundanTürkiye’de herhangi bir etnik ve ırksal sorun yoktur. Demek ki Kürt sorunu diye bir şey de olmaz ve olamaz. Ama öyle bir hava yaratılması için var güçleriyle çırpınanlar var.


 Bugün Orta Doğu halkları üzerinden oynanan oyunlar 1914-1925 yılları arasında Amerikalıların, İngiliz ve Fransızların Osmanlı’ya karşı Anadolu’da oynadığı oyunların ve Sèvres  çıkartılarının  devamıdır.  Terör örgütlerini kullanarak bir ülkedeki etnik unsurları  kaşımak, ülkeleri bölmek ve yönetmek Batılı sömürgecilerin eski taktikleridir.  Bu taktiklerle emperyalistler hem Osmanlı’nın elinde bulunan yeraltı kaynaklarına ve petrol rezervlerine çökmüşler, hem de  İmparatorluğun parçalanmasına yol açmışlardır.  Bu strateji ve taktik bugün yıllardan beri Türkiye’ye karşı kullanılmaktadır.

 ABD Başkanı Wilson’un “Wilson İlkeleri” doğrultusunda  ilk   “Kürt Teali (Yükselme) Cemiyeti”nin masonik çabalarla İstanbul’da 17 Aralık 1918’de kurulmuş olduğunu anımsayalım. Cemiyetin kurucuları arasında Osmanlı devletinin yüksek bürokratları, valileri, paşaları, kaymakamları ile aydınlar, yazarlar, şeyhler, tarikatlar, aşiret reisleri vardı ! Bir tek Padişah eksikti !  O cemiyet bugünkü HDP ve DEM   benzeri Kürtçü partilerle aynı bölücü misyon ve vizyona sahipti. Cemiyetinin amacı dernek tüzüğünde  “Kürdistanın madden ve manen ilerletilmesi ve yükseltilmesine ve Kürt milletinin İslam terbiyesi, fikri ve ruhi vasıflarına ilişkin hususları üzerinde çalışmalar yapmak” olarak belirtiliyordu…  Gülünç olan gerçek şuydu: Aşiretler halinde yaşayan etnik kümelere millet denemezdi.

“Kürt sorunu”   veya “Ermeni sorunu” gibi Türkiye’nin ulusal birliğini bozmaya, geçmişini ve geleceğini karalamaya yönelik güdümlü iddiaların, bilimsel ve tarihsel olmaktan çok, küresel egemenlerin siyasal tercihlerine, bölgesel ve stratejik çıkarlarına göre oluşturulduğu, onların sosyo-psikolojik yönlendirmelerine dayandırıldığı ve bu yolda sürekli propaganda yapıldığı gerçeğini görmek gerekir. Öyleyse, Türkiye’de yapay bir “Kürt sorunu” değil, ancak bir güdümlü “Kürtçülük sorunsalı” olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. Yani bu emperyalizme hizmet eden bir projedir.


Bakın anımsayalım: 2003 yılında “Irak’ta atom bombası var” yalanıyla  Irak ABD ve koalisyon güçleri tarafından işgal edildi ve petrolüne  el kondu. Daha sonra  Irak’ta terör örgütlerinin desteğiyle  “Kürdistan Bölgesel Yönetimi”  adıyla  özerk bir  “Kürt Federe Devleti”  ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya himayesinde kuruldu.  AKP iktidarı da Büyük Orta Doğu Projesi kapsamındaki bu oluşumu destekledi.    


ABD’nin  kendi ürettiği, eğittiği ve silahlandırdığı terör örgütlerini kullanarak Ortadoğu’daki sınırları ve demografik yapıyı değiştirdiği, yeni yapay devletçikler, kantonlar kurduğu, savaş ve katliamdan kaçanların mülteci ya da sığınmacı olarak Türkiye’ye doluşmasını, böylece kasıtlı olarak  Türkiye’nin demografik yapısını ve ulusal birliğini bozmayı  hedeflediği açıktır. Hedefteki ülke Türkiye ve Türklerdir. Öyle ki  artık Türkler “ben Türküm” demeye korkar ve utanır hale getirilmiştir. 

Oysa, bu ülkede Türk vatandaşı olan herkes etnik kökeni ve dini ne olursa olsun Türk sayılır, tıpkı  Fransa’ya yerleşmiş ve Fransız vatandaşı  olmuş Cezayirli, Faslı, Ermeni, Türk veya Yahudilerin Fransız vatandaşı sayıldığı gibi.  Maalesef ülkenin öyle bir çivisi çıkmıştır ki   terör örgütünün hapisteki  lideri bile  TBMM’de konuşma yapmaya davet edilirken, bu gidişatı eleştiren aydınlar, gazeteciler ve akademisyenler sudan gerekçelerle işten kovulmakta, susturulmakta, tutuklanmakta veya hapse tıkılmaktadır. CHP başta olmak üzere muhalefet partileri iktidarın oyuncağı olmuştur. Bu nedenlerle iş işten geçmeden Türk halkı kendi kuruluş değerlerine, Atatürk devrimlerine ve laikliğe sahip çıkarak bu çirkin oyunları bozmalıdır. 

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment