İNSANI SUÇLAMAK

“İnsan denen “kozmik yaşam formu” kadar doğaya ve çevreye saygısız başka bir tür yok. Bütün diğer canlılar doğa ile uyum içinde yaşıyorlar. İnsan bu dünyanın gerçek şeytanı haline dönüşmüştür. İçindeki kötülük geni ve zaptedilmesi imkânsız egosuyla bizzat kendi gelecek nesillerine bile saygısız bir konuma ulaşmış  durumdadır.”

Bu yukarıda söylem günümüzde her ortamda sıkça paylaşılıyor, insan ve insanlar sürekli aşağılanıyor ve suçlanıyorlar. Homo Sapiens adlı eserinde Yuval Noah Harari insanı savaşçı, kan dökücü, çevre ve doğayı tahrip eden “kötü” ve zararlı bir “tür” olarak tanımlıyor.

Günümüzde insanı suçlamak adeta moda oldu. Siyasetçiler, liderler, din adamları, işverenler, sanatçılar, aydınlar, akademisyenler, muhalefet, iktidar hep birlikte insanı suçluyor ve aşağılıyorlar. İktidarın yanı sıra, başta CHP olmak üzere muhalefet partileri de insanları sürü olmak, makarna ve çaya satılmakla suçlamadı mı ? Ve hala benzer şekilde suçlamaya devam etmiyorlar mı ? İyi de eğer bir paket makarnaya bile muhtaç ise, o insan ne yapsın ?

CHP Akbelen’de ağzının payını aldı. Bu daha başlangıç. Yuhalandılar, kovuldular ve rezil oldular. Peki geri adım atacaklar mı ? Asla ! O dolgun maaşlar, onca şatafat, onca izzet, ikbal, itibar, korumalar, zırhlı araçlar terk edilir mi ?

Halk, insanlar, ücretliler, emekçiler ve emekliler kimsenin umurunda değil. Bu kadar baskı altında ezilip de yoldan çıkmayan ulus var mıdır ? Almanlar Hitler, İtalyanlar Mussolinin arkasından koştu. İtalya’da şu an faşistler iktidarda. Aydınlar, düşünürler, akademisyenler, hukuk ve medya baskı altına alınınca ve insan faktörü aşağılanınca insan sahipsiz ortada kalır. İnsanlar kendilerinin değersiz varlıklar olduğuna inanmaya başlar. Değersiz varlıkların hayatları ve yaşamları da değersizdir. En ufak bir sorun çıktığında birbirlerini öldürürler. Öldüklerinde kimse göz yaşı dökmez, kimsenin haberi bile olmaz. Oysa zenginler öldü mü yer yerinden oynar.

Tüm diktatörler sıradan insanı aşağılamıştır. Kilise de bunu yapmıştır. Kilise’nin gözünde günah içinde doğmuş insan yaşamaya layık bir varlık değildir, günah da genetik kodla babadan oğula geçer ve kuşaklar boyunca sürer: O nedenle insan ölüme ve yok edilmeye müstahaktır. Kurtuluş ancak Kilise’ye boyun eğmekle gerçekleşir.

Yaşam mücadelesi veren, enflasyon ve ağır vergiler altında ezilip sonra vergi affını bir lütuf gibi sunan yönetimlere oy verenleri suçlamak mantığa aykırı bir durum. Ezilen bir halk hiçbir zaman siyasal otoriteye meydan okuyamaz. Okursa bunun bedelini en ağır şekilde hayatıyla öder. Gezi olayında aynen böyle oldu. Gezi olayları 10 ölü, 60 ağır yaralı ile sona erdi. Toplam yaralı sayısı 7832. Bunlar resmi rakamlar. Hapse girenler, tutuklananlar, hayatları sönenler gırla. 2023 seçimlerinden sonra bir avuç kişi hariç başta muhalefet olmak üzere herkes Sarayın yalakası oldu.

İnsanı suçlamakla ve aşağılamakla bir çözüme ulaşamayız. Tam tersi bir de bakarız ki farkına varmadan insanlık düşmanlarının, küresel elitlerin, ultra-kapitalistlerin, savaş baronları, oligarklar ve uyuşturucu kartellerinin safında yer almışız.

İnsan toprak gibidir: Ne ekersen onu geliştirir, büyütür. Kötü tohum ekersen, kötü tohum çıkar, pislik ekersen tinsel lağımlar patlar. İnsanı suçlamak toprağı suçlamak gibidir. Oysa, asıl suçlular küresel elit azınlık, ultra-kapitalistler, oligarklar, çeteler ve baştaki fotoğraftaki onların siyasal temsilcileridir; perde arkasında gizlenip insanları suçlayan ve onları değersiz, yok edilmeye müstahak bir “tür” olarak gösterenlerdir. O ikiyüzlüleri, o insanlık düşmanlarını, o ruh hastalarını eleştirmek, açığa çıkarmak, deşifre etmek gerekir. Savaşımız onlara ve onların yandaşlarına karşıdır.

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment