Yeni Dünya Düzeni içinde yaşıyoruz

Türkiye’de Sadece Türkiye değil, tüm dünya ülkelerinde devlet ve devletin kurumları halk ve birey karşısında salt bir sindirme ve baskı gücü olarak konuşlandı. Ortam suçlular, kanun kaçakları, yağmacılar, yolsuzluk yapanlar, mafyatik çeteler, terör örgütleri, uyuşturucu kartelleri, kara para aklayan bankalar, kalpazanlar, tarikatlar, aşiretler, kadın düşmanları, pedofiller için bir cennet oldu; yasalara, düzene uyan sıradan insanlar veya sessiz çoğunluk için cehennem haline dönüştü..

Suç işleyenler adil bir şekilde cezalandırılmadığı için günlük yaşam düzgün ve dürüst insanların hapishanesi ve karabasanı haline geldi. Yasa dışı işler yapanların sırtı sıvazlanıyor, güvenlik güçleri onları hoş görüyor, ancak aklı başında insanların yaşam alanı bilinçli olarak daraltılıyor, normal kendi halinde insanlar, ortalıkta kol gezen teröristler, şehir eşkiyaları ve suçlularla karşılaşmamak için adeta saklana saklana yaşamaya çalışıyor.

Toplumda gittikçe azgınlaşan saldırgan gruplar hükümetler tarafından destekleniyor: Halkı sindirmek ve ezmek için polis, jandarma ve askerden sonra dördüncü bir güç olarak kullanılıyor. İnsanların miras hakkı ve mülkiyet edinme hakkının engellenmesi içinçalışmalar yapılıyor. Artık başka milletleri sömüremedeiği için ülkeler kendi milletinin malına ve mülküne çökmenin ve insanı mülksüzleştirme plamnları yapıyor. Artık her şeyin sahibi küresel elit çete olacak, halkın mal, mülk, ev, otomobil, arsa, hatta bilisayar programı satın almeai bile engellenecek, bu gibi şeyleri sadece kiralayabilecektir.Milletin malına mülküne çBu dünyanın her yerinde böyle ve bu kasten bilerek yapılıyor ve Dünya Ekonomik Forumunda basına kapalı yapılan toplantılarda bunlar kararlaştırılıyor.

Yeni Dünya Düzeni işte bu: Çoktan kuruldu ve artık onun içinde yaşıyoruz. Bu sürecin başlamasıyla birlikte insanların benimsemiş oldukları ortak ve ulusal değerler buharlaşmaya başladı. En önemlisi, gelecek umudu ve yarının bugünden daha iyi olacağına dair olan umut ortadan kalktı. Yoksullaşan işçiler, emekliler, meslek sahipleri, memurlar ve esnaftan oluşan geleceği belirsiz büyük bir güvencesizler kitlesi oluştu. Oysa insanların yıllardan beri istedikleri şeyler aynı: İnsan hakları, demokratik haklar, parasız eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, eşitlik ve saygı görmek. Bunları sağlayamayan bir devletin yasalarına neden uysunlar ki?

Halk siyasal partilerin ve kendi elleriyle seçtiği yağlı ballı aylık alan milletvekillerinin toplumun en zengin kesimine hizmet ettiğini, ödediği vergilerle ekonomik çarkın salt varlıklı sınıfların lehine döndüğünü, her seçimden sonra olduğu gibi kendisine büyük bir hayal kırıklığı ve umutsuzluğun kaldığını acıyla gördü.

Açıkça görünen çirkin gerçek şu ki gerek muhalefet partileri olsun, gerek iktidar olsun artık hiçbir şeyden korkmuyor, hiçbir şeyi umursamıyorlar. Bu dünyanın her yerinde böyle. Ne halkın direnişi, ne yasalar, ne protestolar, ne yüz kızartıcı durumlara düşmek, ne hapis, ne başka bir şey onları korkutmuyor. Zira Yeni Dünya Düzeninde hukuk, adalet, yasalar, tüm ekonomik, hukuksal ve siyasal yapı onların denetiminde ve onlardan yana. Onlar, tüm güçleriyle adeta yangından mal kaçırır gibi büyük bir hırsla ceplerini doldurmaya ve pastadan en büyük payı almaya utanmadan devam ediyorlar. Ekonominin tüm yükünü taşıyan, ağır vergiler altında nefes alamayan halka, emekçilere ve emeklilere sadece kemirecek bir iki kemik parçası kalıyor.

İnsanlar geleceğin daha iyi olacağına dair umudunu kaybetmiştir. Demokrasiye inancı kalmamıştır. 21. yüzyılın hastalığı budur. Bunun çok acı sonuçları olmakta ve olacaktır. İşte tüm bu nedenlerden dolayı insanlık düşmanı küresel elit azınlık, oligarklar ve tüm siyasal partileri nefret ve tiksintiyle lanetliyorum. Onlar insanlığı yok etmeden, insanlığın onları yok etmesi gerekmektedir. Artık uzlaşma ve barış yok.

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment