Türkiye cezalandırıldı mı ?

Tüm bu aşağıda sıraladığım kronolojik olayların bu kadar kısa bir süre içinde art arda gelmesi, yeni bir yılın başlangıcında ve Cumhuriyetin 100. Yılında oluşması tesadüf olabilir mi ?

1 Ocak 2023  den itibaren Batı medyasında Türkiye karşıtı yoğun bir karalama kampanyası başlatıldı.

21 Ocak 2023 ten itibaren İsveç ve Danimarka Türk Büyükelçilikleri önünde Kuran yakma eylemleri yapılmaya başlandı.

27 Ocak 2023 te Avrupa’daki Kuran yakma olaylarına ilişkin ABD bir terör güvenlik uyarısı yayınladı ve İstanbul’daki başkonsolosluğunu kapattı.

30 Ocakta ABD uyarıyı güncelledi ve müttefik devletleri uyardı.

31 Ocak Hollanda ve İngiltere İstanbul Başkonsolosluklarını geçici süre kapattıklarını açıkladı.

1 Şubat , İsviçre, İsveç, Belçika, İtalya ve Almanya’nın arkasından Fransa’nın İstanbul Başkonsolosluğu da terör olacağı gerekçesiyle kapandı.

2 Şubat, Hollanda, İsviçre, İsveç, İngiltere, Almanya, Belçika, Fransa ve İtalya’nın Ankara Büyükelçileri Dışişleri Bakanlığına çağılarak uyarıldı.

3 Şubat günü bir ABD savaş gemisi İstanbul Boğazına geldi.

4 şubat ABD Büyükelçisi gemiye çıktı ve gemiye standart dışı devasa bir Amerikan bayrağı ve minicik bir Türk bayrağı çekildi. (Gemi daha sonra Gölcük limanına gitti). Aynı gün bir ABD uçak gemisi İzmir’in karşısına Pire limanına konuşlandı.

Batı medyasında Türkiye karşıtı karalama kampanyası ve tehditler tam gaz sürerken en son The Guardian’ın 5 Şubat Pazar günkü makalesinde

Türkiye’nin     Batılı bir müttefik olarak güvenilirliğinin  neredeyse sona erdiği, Batının dostu olmadığının kabul edilerek   buna göre cezalandırmasının zamanının geldiği   

açıkça ifade edilerek Türkiye’nin cezalandırılması gerektiği vurgulandı.

Ertesi gün 6 Şubatta ilki saat 04.17 (M 7.8 ), ikincisi saat 13.24te (M 7.6) olmak üzere iki büyük deprem meydana geldi. İnsanlar depreme yataklarında yakalandılar ve ikinci sarsıntı hiç beklenmedik bir anda geldi. İlk sarsıntıda ayakta kalan ve içinde insan olan bir çok bina bu ikinci depremle tamamen yıkıldı. Can kaybı ve yaralı sayısı bu nedenle çok daha fazla oldu. Çeşitli büyüklüklerdeki artçı depremler ise 10 saat boyunca sürdü. Depremden sonra İskenderun limanında başlayan büyük yangın ancak 9 Şubatta kontrol altına alınabildi.

10 ili etkileyen bu deprem fırtınası sonucunda   can kaybı 21.000i,   yaralı sayısı   70.000i geçti, yıkılan bina sayısı 10.000i geçti.  Uzmanlara göre bu rakamların daha da artacağı tahmin ediliyor.   Türkiye ve Suriye’de büyük tahribat yaratan deprem Lübnan, Ürdün, İsrail, Filistin, Mısır, Kıbrıs Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan’da hissedildi.

 7 Şubat tarihli New York Times’a göre 6 Şubat depremi Hiroşima’da patlatılan atom bombasının 32 katına eş değerde. Prof. Dr. Ahmet Ercan’a göre ise bu deprem fırtınası 130 atom bombası gücünde.

Benim kişisel fikrimi soracak olursanız, arka arkaya iki  şiddetli   sarsıntıdan (7.8 ve 7.6) oluşan bu  hiç beklenmedik   büyük deprem  fırtınası topografik değişimlere de yol  açtı. Bu, iki depremin toplam şiddetinin 11 olduğu kuşkusunu uyandırıyor. Bu bağlamda Prof. Cem Yaltırak’ın da belirttiği gibi 1999 depreminden 3,9 kat daha güçlü. Sanırım bu doğal olmayan ardışık iki  şiddetli sarsıntının  bir HAARP saldırısı sonucunda meydana gelmiş olması yüksek bir olasılık olarak  önümüzde duruyor.  Türkiye çok ağır bir darbe aldı ve bu  durumda yeniden Batılı devletlerin yardımına muhtaç kaldı.

İmdi tekrar soruyorum: Tüm bu olayların yeni bir yılın başlangıcında, tam da Cumhuriyetin 100.cü yılında, tam Türkiye kritik bir seçime giderken  bu kadar kısa bir süre içinde art arda gelmesi bir tesadüfler zinciri olabilir mi ?

(Kaynak: Sözcü, Cumhuriyet, Habertürk, AA, DW, Euronews, BBC)

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment