
(İnsanlığın yüz karaları ve dünyanın baş belaları)
Öjenizm ırkı arındırmak ve geliştirmek amacıyla engelli, kusurlu, zekâ özürlü, zihinsel veya bedensel özürlü insanların veya etnik grupların pasif ya da aktif yöntemlerle yok edilmesini öngören bilimsel bir ırkçılık türüdür. Bu yöntemin en gözüpek uygulayıcısı Nazilerdi. Daha sonra bu sapkın kuramı ne oldum delisi küresel elitler, hanedanlıklar, azgın ultra-kapitalistler sahiplendi.
Bu bağlamda, öjenizm ve aşılar konusunda uzman araştırmacı dostum Bora Akad’ın önemli bir çalışmasını aynen aktarıyorum:
Bir takım şahsi ve tâlî nedenlerle epeydir yazamıyordum ve gelişmeler birikti, hatta artık daha da ciddi ve kaygı verici bir gidişata doğru yol almaya başladı !
Bu kapsamda ve bu gidişatın kulisteki senaryolarının hazırlayıcısı olduğuna inandığım bir kuruluş hakkında sizlerle sohbet etmenin, fikir alış verişi yapmanın verimli ve daha zenginleştirici olacağını umut ettiğim için uluslar ve devletler üstü sapık ve öjenist oligarşinin artık giderek iyice açığa çıkmaya başlayan nihai hedefleri doğrultusunda Rockefeller ailesinin ve yandaşlarının katkı ve yönlendirmelerini kapsayan çok özet bir çözümlemeyi sizinle paylaşmak ve bilgi aktarmak amacıyla aşağıda sizlere sunuyorum. İlginiz ve sabırlı dostluğunuz için peşinen teşekkür ederim !
Rockefeller ailesi öjenizm, genetik modifikasyonlar, transhümanizm, ırk seçimi ve oluşturulmaları vb.. gibi konuları saplantı haline getirmiş durumda ve nerdeyse 1,5 asırdır bu alanda araştırma ve yatırımlar yapmakta olup bunun son örneği de tabii RNA aşıları ! Ama kuşkusuz bu yeni değil ve daha öncesi de var. Başlayalım…
Amerika’da öjenizm oluşumu
1910’lu yıllarda Standard Oil’in (John D. Rockefeller’ın petrokimya şirketi) şekil değiştirmesinden ve Rockefeller Vakfı’nın kurulmasından birkaç ay önce yepyeni bir proje doğdu:
Eugenics Record Office – ERO (Öjenist Kayıt Ofisi ).
Amaç, Amerikan nüfusu hakkında biyolojik ve sosyal veriler toplamak, öjenist ve kalıtımsal çalışmalar için bir araştırma merkezi oluşturmaktı. Bu projenin finansörü Rockefeller’lardı ve ilginç bir şey göze çarpıyordu : Merkezin bütçesi, en önemli Amerikan üniversitelerinde yürütülen tüm araştırmalara ayrılan bütçeden çok daha yüksekti (1)
Bu girişimle birlikte Amerikan siyasi hayatına sokulan öjenizm hareketi yavaş yavaş ivme kazanmaya başladı ve 1924 Göç Yasası’nı ve onun gibi birçok yasayı etkiledi. Örneğin :
• ABD sınırlarının Yahudilere, Araplara, Asyalılara ve Doğu Avrupalılara kapatılması.
• “Kusurlu ve sakat” kabul edilen genlere sahip binlerce Amerikalının kısırlaştırılması (göçmenler, engelliler, vb.) (2)
Rockefeller Vakfı’nın sağladığı fonlar sayesinde Stanford, Harvard, Yale gibi en prestijli üniversitelerde çok sayıda öjenist çalışmalar yapılmaya başlandı (3) Daha o zamanlardan itibaren birçok araştırmacı mevcut öjenist politikaları desteklemek amacıyla bazı verileri değiştirmeye başlayıp bu veriler üzerinde uydurma kanıtlar yaratıyorlardı (4) Bütün bunlar usul usul şekillendirilmeye başlanırken 2. Dünya Savaşı patlak verdi.
İkinci Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Öjenizm ve Rockefeller katkısı
1920’lerden itibaren Rockefeller Vakfı, hem Amerika Birleşik Devletleri’nde, hem de Almanya’da insan biyolojisi ve genetiği üzerine araştırma merkezleri geliştirmek için büyük yatırımlar yaptı.
• 1926’da Vakıf, araştırmalarına devam etmeleri için 100 Alman öjenist kuramcıya 4 milyon dolar verdi;
• 1939 yılına kadar Rockefeller’lar, Kaiser Wilhelm Psikiyatri Enstitüsü’nü (Auschwitz’de gerçekleştirilen deneylerle yakın işbirliği içinde olan ve araştırma direktörlerinden biri olan Ernst Rüdin’in “Aryen ırkı”nın sağlığı konusunda Hitler ile işbirliği yaptığı enstitü) finanse etti (5 ve 6)
• 1929’da sıra, Vakıf tarafından 317.000 $’a kadar finanse edilecek olan Beyin Araştırmaları Enstitüsü’ne geldi. Bu merkezin amacı “Alman ırkının” biyolojisini incelemek ve bulguları Almanların üstün ırk kuramına uyarlayacak biçimde kullanmaktı (7)
Edwin Black (8) gibi gazetecilerin araştırmalarına göre Rockefeller Vakfı, “Aryen ırkı”nın yaratılmasına yönelik ve toplama ve imha kamplarında (9) yürütülen deneylere ideolojik olarak katıldı.
Tahmin edebileceğiniz gibi, bugün Nazi Almanyası ve Rockefeller Vakfı’nın perde arkasında gerçekte nasıl bir işbirliği içinde olduklarını bilmek nerdeyse imkansız. Ancak, yadsınamayacak olan gerçek, Amerikan ve Alman öjenist kuramcıların, özellikle Vakfın sınırsız finansmanı sayesinde, iki Dünya Savaşı arasında yakın işbirliği ve alışverişte bulunduklarıdır.
Bunun en bilinen kanıtları da mesela :
*1933’te Öjenizm ve göçmenlik üzerine yaptığı araştırmalar nedeniyle Harry H. Laughlin’e (Öjenist Kayıt Bürosu ERO başkanı) Alman Heidelberg Üniversitesi tarafından verilen ödül (10)
ve
*büyük ölçüde 1924 tarihli Amerikan Göç Yasası modelinden esinlenen ve Laughlin tarafından da desteklenen Hitler’in Alman kısırlaştırma yasası (11)
gibi girişimlerdir.
1939’dan itibaren Rockefeller Vakfı, Nazi Almanyası ile olan bağlantılarını ve Alman öjenist kurumlara olan finansman desteğini tamamen durdurdu.
Ancak, bu etik ve hayırsever (!) vakıf için başka bir fırsat ortaya çıkıverdi : Guatemala’da yaratılan frengi salgını !
1946 ve 1948 yılları arasında, deneysel bir Amerikan programı, penisilinin cinsel yolla bulaşan hastalıklar üzerindeki etkinliğini test etmek için Guatemala’da binlerce kişiye frengi aşıladı.
Guatemala resmi kurumları bu deneyime onay verdiler ama yetimler, fahişeler, zihinsel engelliler ve askerlerden oluşturulan kobayların kendi onayları alınmadı.
Bu çalışmaların başında Thomas Parran gelmekteydi. Parran, ABD Halk Sağlığı Servisi yetkilisi ve aynı zamanda Rockefeller Vakfı’nın yönetici üyelerindendi (12)
Araştırma raporlarında, Guatemala fahişelerinin frengi kapmaları için cinsel organlarına belsoğukluğu bakterisi olan bir tampon emdirildiğinden söz edilmektedir (13)
Enfekte olduklarında bu fahişelerin, mahkumlar ve askerler de dahil olmak üzere bir çok erkekle zincirleme cinsel ilişkide bulunmalarının istendiği, ama bu “kobayların” hiçbirinin, bir deneye katıldıkları konusunda bilgilendirilmediği belirtilmektedir (14)
Bu skandal konusunda 2015’ten bu yana Rockefeller Vakfı, Bristol Myers Squibb İlaç grubu ve John-Hopkins Üniversitesi aleyhine bir dava sürüyor (15) Bu olayın yol açtığı korkunç ahlakî skandalın yanı sıra, Rockefeller ailesi ve Bristol Myers Squibb “şirketlerinin çıkarları ve finansal kazançları uğruna Guatemala halkının (eşler, çocuklar, torunlar vb..) hayatlarını ve sağlıklarını tehlikeye atmış olmakla” suçlanıyorlar (16)
İlaç testleri ve öjenist deneyler ve Big Pharma
Aslında, “az gelişmiş” olarak kabul edilen yoksul ülke halklarında veya diktatoryal rejimlerle yönetilen ülkelerde yöneticileri satın alarak halklar üzerinde deneyler yapmak Big Pharma’nın stratejisinin vazgeçilmez bir uygulamasıdır. Bu konuda Etiyopya’nın eski sağlık bakanı ve bugünkü DSÖ başkanı Tedros Ghebreyesus en güncel ve çarpıcı örneği oluşturur !
Tedros, sağlık bakanı olduğu dönemde Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın Etiyopyalı kadın ve çocuklar üzerinde yaptırdığı ve 15 bin çocuğun ölümüne ve binlerce kadının kısır kalmasına neden olan deneylere izin vermiş, bu etik ve hayırlı(!) davranışı nedeniyle de tıp doktoru olmamasına rağmen DSÖ’nün başına getirilmiştir !
2009’da yapılan bir araştırma, 2007’de en büyük 20 Amerikan ilaç şirketi tarafından finanse edilen araştırmaların 1/3’ünden fazlasının (öncelikle finansal nedenlerle) Amerika Birleşik Devletleri dışında yürütüldüğünü gösteriyor (17) Bu oran o zamandan beri sürekli arttı, bu da etik ve aynı zamanda mali kaygılara yol açtı (bu çalışmaların yürütüldüğü ülkelerin çoğu, bu araştırmaları denetleme ve kobay olarak kullanılan halk kesimini koruma olanağına sahip değil).
Bu, özellikle 1997’de bir menenjit salgını sırasında Nijerya’da gözlemlenmiş bir durumdu. Pfizer, daha önce çocuklarda hiç kullanılmamış olan yeni bir antibiyotiğini (Trovan) Nijer’de yaklaşık yüz çocukta denedi. Bununla ilgili 2 büyük sorun gözlemlendi :
Her şeyden önce, Pfizer, klinik araştırmadaki ebeveynlerden ve çocuk katılımcılardan gerekli onayları alamamıştı.
Bunun yanı sıra firma bu çalışmanın sonucunda ölen 22 çocuğun ölümü (%22 !) konusunda hiçbir zaman sorgulanmadı ve laboratuvar davayı pek fazla büyütmeden mahkeme dışında ve her kurbanın ailesine açıktan 175.000 dolar ödeyerek ört bas etti (18)
İnsan genetiğini düzeltmek ve bilimsel geliştirme : hangi amaç için ?
Tüm bunlar, Rockefeller ailesinin kurduğu küresel sağlık sisteminde paranın ve kuşkulu yöntemlerin ahlak ve yarardan çok daha ağır bastığını bir kez daha kanıtlıyor.
Öjenizm konusunda Rockefeller Vakfı ve Bill-Melinda Gates Vakfı her yıl birkaç milyon doları, güya insan genetiğini ve teknolojiyi “iyileştirmesi” beklenen araştırmalara bolca pompalıyor. Bu bağlamda son yıllarda, birkaç transhümanist proje de ortaya çıktı, örneğin:
2018’in sonunda Çin’de ilk genetiği değiştirilmiş bebeklerin doğumu: anne ve babaları AIDS hastası olan Lulu ve Nana adlı ikizler VIH’e dirençli hale getirilmek amacıyla genetik açıdan “modifiye” edildiler (19)
Ama bu deneyin bugüne kadarki gelişimi bunun çok olumsuz sonuçları olabileceğini düşündürüyor : Bebeklerin doğum tarihleri sürekli değiştirildi; bu “deneyin” sorumlusu bilim adamı ev hapsine kondu ve araştırmacıların ikizlerin genlerinde ortaya çıkabilecek olası başka ve değişik mutasyonlar hakkında hiçbir fikirleri olmadığı anlaşıldı (20)
Kenya ve Malawi’de “deri altına enjekte edilen aşı kartı” projesi: Gates Vakfı tarafından finanse edilen ve MIT tarafından tasarlanan bu teknoloji, “tıbbi kayıtların yeterli olmadığı ülkelerde nüfusun aşılanma geçmişi hakkında daha iyi bilgi” sağlama amacına yönelikti. (21) Covid krizi ile daha da güncellik kazanan bu teknoloji, cilde yakın tutulacak basit bir akıllı telefon sayesinde aşı ve diğer hassas bilgilerinizin algılanmasını mümkün kılmayı hedefliyor
En kazançlı ve en endişe verici proje ise, açıkçası, son 2 yılda bütün dünyada milyarlarca insana enjekte edilen RNA aşıları projesidir. Big Pharma’ya milyarlarca dolar kazandırmasının yanı sıra, bu konuna yürütülen bir çok araştırma bu RNA aşılarının gerçekten de insan DNA’sına kaynaştığını ve onu değiştirebildiğini kanıtlar gibi görünüyor (22)
Özellikle İsveçli araştırmacılar, Pfizer/BioNTech aşılarında bulunan RNA mesajının yalnızca 6 saat içinde insan DNA’sına sızıp onu değiştirebildiğini kanıtladılar. Ne var ki bu değişiklik hiç bir şekilde öngörülen ve kontrol altında tutulabilen bir şey değil (23)
Ve ne yazık ki bütün bu araştırmalar, RNA “aşılarının” gözlerden kaçırılan tehlikeli yan etkileri konusundaki bulguların sadece başlangıcını oluşturuyor.
Sizi ve sevdiklerinizi etkileyebilecek bu hassas konular hakkında yapabileceğim tek şey sadece düzenli olarak bilgi sahibi olmanızı tavsiye etmek olacak !
Kendinize iyi bakın dostlar,
Bora Akad
Kaynaklar :
1- https://www.monde-diplomatique.fr2009/06/GUYONNET/17238
3- https://www.ncbi.nim.nih.gov/pmc/articles/PMC1299061/
4- https://www.sfgate.com/opinion/article/Eugenics-and-the-Nazis-the-California-2549771.php
5- https://www.sfgate.com/opinion/article/Eugenics-and-the-Nazis-the-California-2549771.php
6- https://.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1299061/
7- https://www.sfgate.com/opinion/article/Eugenics-and-the-Nazis-the-California-2549771.php
8- War Againts the Weak: Eugenics and America’sbCampaign to Create A Master Race by Edwin Black, Four Walls Eight Windows, New York, USA, 550 pages
9- https://www.ncbi.nim.nih.gov/pmc/articles/PMC1299061/
11- Law for the prevention of hereditary defective offspring
12- https://www.state.fr/story/139259/les-cobayes-de-lamerique
13- https://www.state.fr/story/139259/les-cobayes-de-lamerique
14- https://www.state.fr/story/139259/les-cobayes-de-lamerique
16- https://www.state.fr/story/139259/les-cobayes-de-lamerique
17- https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMsb0803929#t=article
18- https://www.theguardian.com/world/2011/aug/11/pfizer-nigeria-meningitis-drug-compensation
19- https://www.youtube.com/watch?v=th0vnOmFltc
20- https://www.letemps.ch/sciences/une-annee-apres-fiasco-bebes-genetiquement-modifies
23- https://2ndsmartestguyintheworld.substack.com/p/pfizer-covid-vaccine-alters-your?utm_source=email