Derken sıra sonunda Türkiye’ye de geldi.

7.8 ve 7.6 şiddetindeki ikiz deprem felaketi ülkenin beşte birini yok etti. Can kaybı resmi kayıtlara göre 50bine yaklaştı, yaralı sayısı 100bini geçti. Bazı uzmanlara göre 60 bazılarına göre 130 atom bombası atılmış gibi oldu. Bu ikiz depremi hiç bir uzman öngöremedi. Hepsi İstanbul’da büyük bir deprem olacak diye tepişip duruyordu. Hepsi şapa oturdu ve hala pişkin pişkin peygamberlik etmeyi sürdürüyorlar.

Bu ikiz deprem felaketi tam da Cumhuriyetin 100. yılında, tam ülke çok kritik bir seçime giderken, tam yeni bir yılın başlangıcında insanlar büyük umutlar ve beklentiler içindeyken, tam Türkiye’nin NATO’dan atılması konuşulurken, ABD ve Avrupa Birliği ile arası iyice bozulmuşken ve onlara kafa tutarken, Rusya ile yakınlaşmışken, tam ABD ve 8 Avrupa ülkesi terör bahanesiyle konsolosluklarını kapattığı sırada, tam 2023 başından beri Avrupa medyasında Türkiye karşıtı kampanya sürerken ve yazılar yayınlanırken, hatta Türkiye’nin artık müttefik olmadığı ve cezalandırılması gerektiği yazılırken ve yazıldıktan sonra…. gerçekleşti.

Kaderi geçin, kader asla olamaz ve olmaz. Ancak, ben böyle bir tesadüfler silsilesini kabul edemem. Eğer tesadüf ve rastlantı yoksa, o halde mutlaka bir “plan” veya “planlama” vardır.

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment