
(Foto: El Cezire TV’nin muhabiri Şirin Ebu Akile işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin mülteci kampında röportaj yaparken -çelik yelek giymesine rağmen -İsrail askerleri tarafından 11 Mayıs 2022 günü başından vurularak öldürüldü.)
“Siyonizm’in amiral gemisi olan bu yasa Yahudilerin milli devletinin diğer tüm devletlerin hepsinden farklı bir devlet olduğunu pekiştirecektir.” Yariv Levin, İç Güvenlik Bakanı
2018 yılında yürürlüğe giren “Yahudi Halkının Milli-Devleti İsrail” adlı yasa, Filistin bölgesi ve işgal altındaki Filistin topraklarını Yahudilerin tarihsel anavatanı, İsrail’i Yahudilere özgü milli bir devlet olarak tanımlamakta, salt Yahudilere özel ayrıcalık ve üstünlük sağlamaktadır. “Yahudiler/Yahudi olmayanlar” (Jews/Non-Jews) ayrımının da net ve açık bir biçimde yer aldığı yasa “ülkenin kaderini tayin etmede sadece Yahudilerin özel ayrıcalığa sahip olduğunu” belirtiyor. İsrail’in Anayasası olarak kabul gören yasanın önemli maddeleri özetle aşağıda verilmektedir: (Yasanın tamamı dipnottadır.) [1]
İSRAİL TEMEL YASASI
İsrail Devleti’nin kurulduğu İsrail toprakları Yahudilerin tarihsel anavatanıdır.
İsrail, kendi doğal, kültürel, dinsel ve tarihsel kaderini tayin hakkını yerine getirdiği Yahudilerin milli vatanıdır.
İsrail’de kendi kaderini tayin hakkını kullanma hakkı Yahudilere özgüdür.
Birleşik Kudüs İsrail’in başkentidir.
Devletin dili İbranicedir. Arapçanın düzenlenmesi kanunla belirlenecektir.
Devlet, Yahudi yerleşimlerinin gelişimini milli bir değer olarak görür ve teşvik eder.
İbrani takvimi devletin resmi takvimi olup Gregoryen takvimi de kullanılacaktır.
Şabat ve İsrail bayramları tatil günleridir; Yahudi olmayanların Şabat ve bayramlarında tatil yapma hakları vardır.
YORUMLAR
Yasa, Knesset tarafından 62 evet, 55 hayır ve iki çekimser oyla 19 Temmuz 2018’de kabul edildi. Böylelikle Antisemitizm artıyor, ırkçılık var diye yıllardan beri yaygara koparanlar, Holokostu kalkan olarak kullanarak mağduru oynayanlar 1948’den beri işgal ettikleri topraklarda göstere göstere Nazi Almanyasına benzer Apartheid bir devleti tescil etmiş oldular.
İsrail bu de facto durumu ve bu Apartheid devleti artık bütün dünyanın kabul etmesini istiyor. ABD ve Avrupa Birliği bunu çoktan kabullenmiş görünüyor. İnsan onuru ve özgürlüğünü tamamen yok sayan bu Anayasayı ve İsrail’i kınamak yerine, tam tersine, en başta Fransa olmak üzere bir çok AB ülkesi yeni yasal düzenlemeler yaparak Siyonizm’i eleştirmeyi Antisemitizm ile eş tutan, İsrail’i adeta dokunulmaz, eleştirilemez bir “kutsal devlet” olarak yüceltmenin önünü açacak yasal düzenlemeler, para ve hapis cezaları gibi yaptırımları yürürlüğe koydular.
Bu gelişmelerden cesarete alan İsrail Yüksek Mahkemesi, Temmuz 2021’de söz konusu Temel Yasanın yasal olduğuna ve devletin demokratik karakterine uygun olduğuna karar verdi. Yasayı hazırlayan komitenin başkanı Amir Ohana şunları söyledi:
“Bu, tüm yasaların yasasıdır. Herkesin insan haklarına sahip olduğunu, ancak İsrail’deki milli hakların yalnızca Yahudilere ait olduğunu vurgulayan İsrail tarihindeki en önemli yasadır. Devletin üzerine kurulduğu temel ilke budur”.
Bakan Yariv Levin de yasayı İsrail’i tekrar doğru yola sokacak, Yahudilerin milli-devletinin diğer tüm ülkelerin hepsinden farklı bir ülke olduğunu pekiştirecek Siyonizm’in amiral gemisi olarak tanımladı. İsrail Başbakanı Netanyahu da26 Kasım 2014’te, İsrail’in yalnızca Yahudilerin milli-devleti olacağını savunarak şu açıklamayı yaptı:
“Tek milletli bir devlet istiyorum: Yahudi milli devleti. Yahudi olmayanlara da eşit haklara sağlayan bir devlet. İsrail, Yahudi milletini ve devletini birleştiren, din, ırk veya cinsiyet ayrımı yapmaksızın tüm yurttaşlarına eşit haklar tanıyan ilkelere sahip bir devlettir”. [2]
Kadima partisinden Şlomo Molla büyük bir lütufta bulunarak şunları söyledi:
“İsrail, Yahudilerin milli yurdudur, bu açıktır. Ama aynı zamanda, biz Yahudi çoğunluk, azınlığın haklarını da korumalıyız. Yoksa yasanın ahlaki geçerliliği yoktur.”
Tabi bu saçma sapan çelişkiler yumağı mantıksız söylemleri ciddiye alıp yutanlar şimdiden yandı. Filistinliler, liberal Amerikan Yahudileri ve solcu İsrailli entelektüeller yasayı ırkçı, antidemokratik ve utanç verici olarak kınadılar. Avrupa Birliği yasaya çok cılız bir tepki verdi: yasanın İsrail-Filistin anlaşmazlığında iki devletli bir çözümü zora sokacağını belirtti.
YASAYA ELEŞTİRİ VE TEPKİLER
İsrail’in Anayasası bir çok bilim insanı, akademisyen, düşünür ve Amerikan Yahudi Örgütü tarafından apartheid, ırkçı ve yabancı düşmanı bir yasa olmakla ağır bir şekilde eleştirildi. Kuşkusuz bu eleştiriler ne kadar gerçekçi -yoksa iyi polis kötü polis eleştirisi mi – bunu irdelemek gerekir. Eğer bir ülke uluslararası kamuoyunun tepkisini, BM kararlarını hiçe sayarak dilediği gibi hareket ediyorsa, etnik temizlik ve kırım yapıyorsa, medya çalışanlarını dilediği gibi öldürüyorsa, Yahudilik ve Jüdaizm dışında hiçbir kültür ve inanca en ufak bir saygı duymuyorsa, Yahudi olmayanların hayatını çöp kadar değersiz görüyorsa -BM kararlarına uymayan Libya, Irak gibi ülkelere yapıldığı gibi bu ülkeye askeri bir müdahale yapılmıyorsa- oturup iyice düşünmek gerekir.
Uluslararası Af Örgütü, İsrail’de yürürlüğe giren bu yeni siyasal düzenin yerel halk üzerindeki baskı ve sindirme politikalarını analiz etmiş ve kapsamlı bir raporu 1 Şubat2022 tarihinde yayımlamıştır. Rapor bölgesel parçalanma; Apartheid ve denetim; toprak ve mülkün mülksüzleştirilmesi; ekonomik ve sosyal haklardan yoksun bırakma gibi konuları içeriyor. Örgüt, İsrail’deki düzenin Apartheid olduğu sonucuna varmış, bu insanlık dışı düzene son verilmesi için uluslararası toplumu bu ülkeye baskı yapmaya çağırmıştır.
Ancak, bu çabaların hiçbir bir sonuç vereceğini sanmıyorum. Zira, görünen ve anlaşılan o ki artık tehdit altında olan sadece non-Jews ve Filistinliler değil: Tüm insanlık tehdit altındadır. Öyle ki, ABD ve Avrupa Birliğinin koşulsuz desteklediği bu Apartheid-Siyonist sistem yavaş yavaş Avrupa’ya ve tüm dünyaya ihraç edilebilecektir. Böylece zamanla Avrupa Birliği aşırı sağın daha da güçleneceği Apartheid-Siyonist bir birliğe dönüşebilecektir.
Etik dışı olması bir yana uluslararası hukuk tarafından kesinlikle yasaklanmış olmasına rağmen Apartheid’ın en temel unsurlarını içeren bu yasayla İsrail’de Apartheid rejim resmen pekiştirilmiş, Yahudilerin ırk olarak üstünlüğü dayatılmış ve diğer milletlerden olanlar ikinci sınıf yurttaş konumuna düşmüşlerdir.
YAHUDİ ÜSTÜNLÜĞÜ (JEWISH-SUPREMACISM)
Görünen o ki İsraillilerin büyük çoğunluğu Tevrat’ın “ Allah tarafından seçilmiş halk” masallarına dayanarak tüm uluslardan, ırklardan ayrıcalıklı ve üstün bir konumda olduklarına inanıyor ve bunu herkesin kabullenmesini istiyorlar. Zaten binlerce yıl öncesinin dinsel inançlardan yola çıkarak bu yasayı yayımladıkları anlaşılıyor. [3]
George Bush’un 2008’de İsrail’in kuruluşunu Tevrat’taki kehanetlere ve İbrani peygamberlere dayandırması bu tehlikeli gidişatın ilk adımlarından biri olmuştur. 15 Mayıs 2008’de Bush’un İsrail’in 60.cı kuruluş yıldönümünde Kudüs’te verdiği vaazda Yahudilerin Allah tarafından seçilmiş kutsal bir millet ve İsrail’in diğer milletlere ışık olduğuna vurgu yapması bu gidişata somut bir örnektir. [4]
Fransa’da, Siyonizm’i eleştirmenin Antisemitizm gibi suç sayılması önerisi bir çok bilim insanı ve 127 Yahudi akademisyenin karşı çıkma çağrısına rağmen 5 Aralık 2019 tarihinde parlamentoda kabul edildi. [5] Böylece ırkçı bir doktrin olan Siyonizm ile İsrail’deki Apartheid düzen dokunulmazlık zırhıyla koruma altına alınmış oldu. Bunu Fransa neden yaptı ? Zira bu Apartheid-Siyonist devlet modeli yakın bir gelecekte Avrupa Birliğine ve tüm dünyaya dayatılacak.
Bu bağlamda en son gelişme 7 Nisan 2022 günü Zelenski’nin -durup dururken- Ukrayna’nın “Büyük İsrail” olacağını söylemesi oldu. Önce Macron, sonra Scholz, derken Biden, ardından Boris Johnson’ın, Polonya, Estonya, Letonya ve Litvanya başkanlarının Kiev’e gelerek Zelenski ile görüşmesi bu yeni Apartheid-Siyonist düzenin dünya çapında yaygınlaşacağını somut belirtileri olarak yorumlanabilir. [6]
Bu söylem Zelenski’nin Siyonistler gibi İbrahim, Musa ve Davut’a verilen ilahi vaat ile İsrail’in kurulduğuna gerçekten inandığının açık bir göstergesidir. Bu inançta oldukları görülen Bush, Trump, Macron ve Zelenski gibiler için İsrail kutsal ve tanrısal kayra ile kurulmuş bir devlettir. Oysa, gerçek yaşamda bu söylem ve hayallerin tümü fanatizm ve çılgınlıktır; psikiyatrik klinik bir vakadır. Siyasal liderlerin İsrailiyat masalları ile sarhoş olması, kendinden geçmesi dünya barışı için büyük bir tehdittir.
HOLOKOST’UN YÜCELTİLMESİ VE KÜRESEL TAPINMA
Günümüzde adeta küresel bir anma-tapınma törenine dönüşmüş olan ve istismar edilen Holokost ile ilgili bazı olayların abartıldığını iddia etmek veya araştırmak yasa dışı nefret suçu ve Antisemitizm olarak kabul görmekte, bu suçu (!) işleyenlere ağır yaptırımlar, hapis ve para cezaları uygulanmaktadır. Bugün 14 Avrupa ülkesi başta olmak üzere Holokost’un inkar edilmesini yasaklayan ülkelerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu kafileye en son 12 Nisan 2022 tarihinde Kanada da katıldı. Kuşkusuz yakın bir gelecekte Holokost inkarına karşı yasa çıkartmayan, ya da Anma Töreni düzenlemeyen ülkelere karşı çeşitli siyasal ve ekonomik yaptırımların uygulanması da gündeme gelebilecektir. [7]
Amerikalı siyasal bilimci Prof. Norman Garry Finkelstein 2000 yılında yayımlanan “Holokost Endüstrisi” adlı kitabı tarihsel “Nazi holokostu” nun abartılarak ve yeniden dizayn edilerek İsrail’in politikalarına ve egemenliğine destek vermek amacıyla ideolojik bir araç olarak kullanıldığına, kamuoyuna dayatıldığına, bu işin ticari bir kazanç kapısına dönüştürüldüğüne dikkat çekiyor. Ama kimim umurunda ?
Tüm bu cinnet, patolojik hezeyanlar ve gelişmeler göz önüne alındığında İsrail’de olduğu gibi ABD ve Avrupa Birliğinde salt Yahudilerin haklarını korumak için özel yasalar çıkartılabileceği; Nazilerin Nürnberg Yasalarının ters yüz edilerek Yahudilerin Allah tarafından seçilmiş üstün bir ırk ve kutsanmış bir millet olduğu, bu ırkın saflığının korunması gerektiğinin tüm uluslara kabul ettirilebileceği; onlara özel ayrıcalık, dokunulmazlık ve öncelik verilerek her yerde, her ortamda el üstünde tutulabileceği; Hristiyanlık ve İncil’in jüdaize edilebileceği, Jüdaizm’i veya bu kültürün değerlerini eleştirmek, mizah yapmanın yasalarla nefret suçu ve antisemitizm olarak kabul görülebileceği, ağır hapis ve para cezaları uygulanabileceği bir düzene geçilebileceği olasılığını göz ardı edemeyiz.
Evanjelistler ve Mormonlar gibi Yahudilerin kutsal bir ırk oluğunu savunan Kiliselerin yanı sıra Muhammet’in öğretisi de İbrahim soyunun kutsal, Allah tarafından seçilmiş ve tüm milletlerden üstün kılındığını onayladığından İslam aleminin bu duruma direnmesi beklenemez.
Mason, Rotary ve Lions gibi dernekler kamuoyunu ve insanları büyük ölçüde böyle bir ortama dolaylı yollardan hazırladılar, herkes de bu kıvama geldi ve durumu kanıksamış görünüyor. Görünen tablo, senaryo ve gidişat bu yönde. Böylece artık her taşın altında Yahudi parmağı aramaya gerek kalmayacak, onlar her taşın üstünde olacak. Dünyanın ve insanlığın mesihsel kehanetlerle tek bir devletin hizmetçisi ve kölesi haline gelmesi istemiyorsak o zaman bu korkunç gidişata direnmemiz ve BİR DAHA ASLA SİYONİZM, BİR DAHA ASLA APARTHEİD-İSRAİL, BİR DAHA ASLA IRKÇILIK ! demek zorundayız, hem de çok geç olmadan…
DİPNOTLAR
11 — TEMEL İLKELER
A. İsrail toprakları, İsrail Devleti’nin kurulduğu Yahudilerin tarihsel vatanıdır.
B. İsrail, kendi doğal, kültürel, dinsel ve tarihsel kaderini tayin hakkını yerine getirdiği Yahudilerin milli vatanıdır.
C. İsrail’de kendi kaderini tayin hakkını kullanma hakkı Yahudilere özgüdür.
2 — DEVLETİN SEMBOLLERİ
A. Devletin adı “İsrail”dir.
B. Eyalet bayrağı beyazdır, kenarlarına yakın iki mavi çizgi ve ortada mavi bir Davut Yıldızı vardır.
C. Devlet amblemi, her iki tarafında zeytin yaprakları ve altında “İsrail” kelimesi bulunan yedi kollu bir şamdandır.
D. Milli marşı “Hatikva”tır.
E. Devlet sembollerine ilişkin detaylar kanunla belirlenecektir.
3 — Devletin Başkenti
Kudüs, eksiksiz ve birleşik, İsrail’in başkentidir.
4 — Dil
A. Devletin dili İbranicedir.
B. Arap dilinin devlette özel bir statüsü vardır; Arapçanın devlet kurumlarında veya onlar tarafından kullanımının düzenlenmesi kanunla belirlenecektir.
C. Bu fıkra, bu kanun yürürlüğe girmeden önce Arap diline verilen statüye zarar vermez.
5 — Sürgünlerin Toplanması
Devlet, Yahudi göçüne ve sürgünlerin toplanmasına açık olacak.
6 – Yahudilerle bağlantı
A. Devlet, Yahudilerin ve Yahudiliklerinden veya vatandaşlıklarından dolayı sıkıntıda veya esaret altındaki vatandaşlarının güvenliğini sağlamak için çaba gösterecektir.
B. Devlet, devlet ile Yahudiler arasındaki yakınlığı güçlendirmek için diaspora içinde hareket edecektir.
C. Devlet, Diasporadaki Yahudilerin kültürel, tarihi ve dini mirasını korumak için hareket eder.
7 — Yahudi Yerleşimi
A. Devlet, Yahudi yerleşimlerinin gelişimini milli bir değer olarak görür ve teşvik etmek için hareket edecektir.
8 — Resmi Takvim
İbrani takvimi devletin resmi takvimi olup Gregoryen takvimi de resmi takvim olarak kullanılacaktır. İbrani takviminin ve Gregoryen takviminin kullanımı kanunla belirlenecektir.
9 — Bağımsızlık Günü ve Anma Günleri
A. Bağımsızlık Günü, devletin resmi milli bayramıdır.
B. İsrail Savaşlarında ve Holokost’ta Düşenleri Anma Günü ve Kahramanlığı Anma Günü, resmi anma günleridir.
10 — Dinlenme ve Şabat Günleri
Şabat ve İsrail bayramları, devlette yerleşik dinlenme günleridir; Yahudi olmayanların Şabat ve bayramlarında dinlenme günleri sürdürme hakları vardır; Bu konunun detayları kanunla belirlenecektir.
11 – Değişmezlik
Bu Temel Kanun, Knesset üyelerinin çoğunluğu tarafından kabul edilen başka bir Temel Kanun olmadıkça değiştirilemez.
2 Prime Minister of Israel, Benjamin Netanyahu, defended his draft of the Nation-State bill on 26 November 2014, declaring Israel to be “The nation-state of the Jewish people, and the Jewish people alone”. He also clarified: “I want a state of one nation: the Jewish nation-state, which includes non-Jews with equal rights.” Being the land of the Jewish people, the PM is of the opinion that Israel is thus entitled to principles that combine the nation and the state of the Jewish people and grant “equal rights for all its citizens, without discrimination against religion, race, or sex”. (Wikipedia)
3 İlginçtir Wikipedia’nın İngilizce metnini Google translate ile Türkçeye çevirirken bazı hassas tümcelerin ve sözcüklerin otomatikman sansür edildiğini ve çevrilmediğini gördüm. Hiç şaşırmadığımı belirteyim.
4 Bush’un vaazından alıntılar: “Önemli bir olayı kutlamak için toplandık. Bu, seçilmiş halk Yeretz Yisrael için vatan olan topraklarda İbrahim, Musa ve Davut’a verilen eski bir vaadin gerçekleşmesidir. Dostluğumuzun kaynağı Kutsal Kitap bağlarına dayanır. W. Bradford 1620’de peygamber Yeremya’nın sözlerini aktarıyordu: “Gelin, Allahın sözünü Siyon’da ilan edelim.” İsrail, Kutsal Toprakların kalbinde gelişen bir demokrasi inşa etti. Ülkemin İsrail hayranlığı bununla da bitmiyor. Ağlama Duvarına dokundum, dua ettim. Ve bugün erken saatlerde, cesaret ve fedakarlığın bir anıtı olan Masada’yı ziyaret ettim. Bu anıtta İsrail askerleri “Masada bir daha asla düşmeyecek” diye yemin ediyor. İsrailliler: Masada bir daha asla düşmeyecek ve Amerika sizin yanınızda olacaktır. Birleşmiş Milletler’in rutin olarak Orta Doğu’daki bu en özgür demokrasiye karşı dünyadaki herhangi bir milletten daha fazla insan hakları ihlal kararı çıkarmasını bir utanç kaynağı olarak görüyoruz. Sizler Vaat Edilmiş Topraklarda İbrahim, İshak ve Yakup’un mirasını koruyan, milletlere ışık olan modern bir toplum kurdunuz. Ve bu sonsuza dek sürecek ve her zaman ABD’nin yanınızda olacağına inanan güçlü bir demokrasi kurdunuz. Allah sizleri kutsasın.”
5 Yasada yer alan ‘İsrail’in varlığını eleştirmek, Yahudilerden oluşan bir toplumu eleştirmektir, bu da Yahudilere karşı işlenen bir nefret suçudur’ tümcesi de tamamen mantıksızdır. zira İsrail nüfusunun % 20’sinin Müslüman ve Hristiyanlardan oluşmaktadır.
6 Zelenski’nin sözlerini aynen aktarıyorum: “Ukrayna kesinlikle en başından beri istediğimiz gibi bir ülke olmayacak. Bu imkansız. Kesinlikle liberal, Avrupalı bir ülke olmayacak. ‘Büyük İsrail’ olacağız. Sinemalarda, süpermarketlerde silahlı insanlar, Silahlı Kuvvetler veya Ulusal Muhafız temsilcilerimiz olursa şaşırmayacağız. Halkımız bizim büyük ordumuz olacak. Geleceğin İsviçre’sinden bahsedemeyiz. Kendine özgü görünüşe sahip bir Büyük İsrail’e dönüşeceğiz”.
7 Oysa, çoğu Yahudi kökenli olan Raul Hilberg, Richard J. Evans, Pierre Vidal-Naquet gibi uzman tarihçiler ile Timothy Garton Ash, Christopher Hitchens, Peter Singeri ve Noam Chomsky gibi akademisyenler özgür düşünceyi ve araştırmayı engellediği için Holokost inkarını yasaklayan yasalara karşı çıkmışlardır.