
Ben Galatasaray Lisesi’ne 1961’de girdim, 1971’de mezun oldum. Aradan yarım yüzyıl geçmiş. Bu süre zarfında GS ileri mi gitmiş, Avrupa çapında yıldız bir okul mu olmuş ? Hayır. Ne yazık ki geri gitmiş. Zihniyet, düşünce, olaylara ve dünyaya bakış, algılama, etik ve bilgi açısından trajik bir dekadans ve çöküş yaşanmış. Kalite ve eğitim seviyesi düşmüş, hırs, egoizm, oportünizm, duyarsızlık, maço, kibirli, kendini beğenmiş ve baskıcı bir zihniyet Galatasaray topluluklarında egemen olmuş.
Galatasaray bu duruma nasıl geldi tam olarak hala çözebilmiş değilim. Ancak sözü uzatmadan konuya gireceğim. XXI.ci yüzyılın başından itibaren sosyal ve siyasal alanda kendini gösteren yozlaşma ve dincilik tepeden tırnağa tüm eğitim kurumlarını da etkilemiş. Buna direnen bir iki akademik kurum kaldı. O kurumların içinde Galatasaray yok.
Sanırım her şey okulumuzun çok değerli edebiyat öğretmeni halkbilim uzmanı Tahir Alangu’nun (1915-1973) anısına saygısızlık edilmesiyle başladı. İsmini burada anmaya layık görmediğim psikotik bir bünye Alangu’nun Zincirlikuyu’daki mezarına yaptığı iğrençliği çok büyük bir marifetmiş gibi GS gruplarında ona hakaretler yağdırarak paylaştı. Eğer bu adiliği yapan çulsuzun teki olsaydı çoktan dışlanmıştı, ama varlıklı olduğundan el üstünde tutuldu, mağduriyet edebiyatı yapıldı, gözyaşı bile döküldü.
GS İMAM HATİP ORTA OKULU
Öğrendiğim kadarıyla Van’ın Çaldıran ilçesinde 2005 yıllarında bir kardeş ilkokul açılmış. Bu okulu GSÜ rektörlüğü açmış, Galatasaray isminin kullanılmasına izin vermiş ve okul “Galatasaray Üniversitesi Eğitim ve Kültür Derneği İlköğretim Okulu” olarak faaliyete geçmiş. Bu acayip isimli okul 2018 yılında “Galatasaray İmam Hatip Ortaokulu” na dönüşmüş! Eee şimdi birileri ah vah ediyor, saçını başını yoluyor. İnanamıyorum.
GSÜ YANGINI
22 Ocak 2013 günü, yeni bir yılın başlangıcında, Galatasaray’ın Ortaköy’deki binası (Galatasaray Üniversitesi-GSÜ) alev alev yandı, ya da büyük olasılıkla yakıldı. Okul yanarken sosyal medyada otel tartışmaları aldı yürüdü. Okul günlerce yandı, kütüphanedeki değerli bir çok eser kül oldu. Kara bir enkaz yığınına dönen binada yangına karşı ciddi hiçbir önlemin alınmadığı, yangın söndürme sisteminin bile olmadığı, korkunç bir ihmaller zincirinin ve adamsendeciliğin hüküm sürdüğü açığa çıktı. Ne bir soruşturma açıldı, ne de olay ciddi bir şeklide incelendi. GSÜ rektörü ve yönetim aynen taş gibi hiç istiflerini bozmadan görevlerini sürdürdüler. Daha onarım bitmeden iki adım uzakta iki cami varken bir telaş Eylül 2014 yılında “ibadethane” adı altında bir de mescit açtılar.
Anımsatayım: 9 Mart 1907’de çıkan bir yangın sonucu Mektebi Sultani harabeye dönmüştü. Yangının Müdür Muavini Feuillet’in odasındaki gaz hortumunun yarılmasından kaynaklandığı iddia edilmişti. 1908’de okula müdür olarak atanan Tevfik Fikret’in de çabasıyla kısa sürede onarımı tamamlanan yapı 1909’da yeniden hizmete girdi. Bu süre zarfında öğrenciler Beylerbeyi’nde hastaneden bozma barakalarda eğitimlerini sürdürdüler. O dönemde okulda altı yüz kişilik bir mescit vardı. Fikret giriş katında bulunan mescidin üst katındaki bölümü toplantı salonuna dönüştürünce gerici çevrelerce suçlandı. Atatürk döneminde laik eğitime geçilince zaten kimsenin uğramadığı mescit 1924’te kapatıldı, spor ve beden eğitimi salonuna dönüştürüldü. Demek ki Galatasaray 1924 yılından da çok geride kalmış ve gittikçe geriye doğru gidiyor. Bakalım GSÜ’den sonra GSL’ye ne zaman mescit yapılacak bekliyoruz !
GEV MADALYASI
2019 sonlarında “50. Mezuniyet Yılı Madalyası ve berat istiyor musun, baloya gelecek misin?” diye bazı arkadaşlar beni aradılar. Galatasaray Eğitim Vakfı (GEV) bağış toplama amacıyla bir takım madalyalar dağıtıyormuş. Ben de arayanlara “benim GSK’den törenle almış olduğum saf plastikten mamul bir Divan Üyesi madalyonum zaten var. İkinci bir plastik madalyona gereksinim yok” dedim. İlla gönderecez diye ısrar ettiler ve ev adresimi aldılar. Ancak ne arayan oldu ne soran. Sonradan öğrendim ki 2020’deki Galatasaray balosuna katılmadığım için GEV beni kara listeye almış, madalyon ve berat vermeyecekmiş !
İmdi Commedia dell’Arte’yi aratmayacak türden bu traji-komik durum için herkese şunu anımsatmak istiyorum: Vakıflar, dernekler insanlara hizmet etmek için vardır. İnsanlar vakıflara hizmet etmez. Hiçbir vakıf veya dernek insandan üstün değildir. Galatasaray’da okumak bir onurdur. GEV hiçbir Galatasaraylıdan üstün değildir, tam tersi onların hizmetkarıdır ve onlara hizmet etmek zorundadır. Bakın bir GS’li bu madalya konusunda ne yazmış:
“Maalesef saçma bir gerekçeyle birçok arkadaşımızı küstürdüler. Şu anki GEV Yönetiminin ayıbıdır. Maalesef İnan ağabey de bu ayıbın baş müsebbibidir. İlk toplantımızda geçen senelerden alamamış olanlara da verileceğini söyleyip sonra siz yanlış anlamışsınız diye ağız değiştirmeleri ise başka bir utanç vesilesidir. Açıkça söyleyeyim ki bu madalyanın benim için de değeri sıfırlandı. Çok üzgünüm.”
GS ANI KİTABI
2019 yılında 101.ci dönem mezunları için anı kitabı basımı için herkesten adam başı 750 TL istendi. Bu kitabın özel baskıları da 1.000 Euro’dan satılacakmış. Ben bunu e-kitap olarak hazırlamanın geleceğe yönelik daha rasyonel bir düşünce olduğunu söyledim ve katkıda bulunmayı reddettim. Anı kitabının e-kitap olarak yayınlanmasını arkadaşlara önerdim, hem de böylece Facebook benzeri bir GSbook portalı da oluşturulabilir dedim. Onlar “taksitle öde kolaylık yaparız” dediler, “paran yoksa biz verelim” dediler, ısrar, ısrar, dakikalarca telefonda dil dökmeler, telefonlar, telefonlar…Kitap basıldıktan sonra ellerinde patladı ki “500 TL ye almaz mısın?” diye tekrar aradılar. Ya birader bedava verseniz bile almam. Bu nasıl bir zihniyettir be kardeşim ?
“EN VELO” SKANDALI VE BODRUM PİLAVI
2021 Haziran’ın “En Vélo”” skandalı patlak verdi. Paillarde ve pedofil müstehcen bir şarkı En Vélo “Galatasaray Marşı” ve “Galatasaray Milli Marşı” olarak GSD tarafından pilavda sunuldu, gitar eşliğinde neşeyle söylendi ve Youtube da iftiharla paylaşıldı. Üstelik Amerika ve Avrupa’da pedofiliye karşı büyük bir tepkinin ve protestoların oluştuğu bir sırada… Üç küçük kıza tecavüzü yücelten, yırtılan donlardan ve cinsel organlardan en adi argo sözlerle söz eden bu şarkı Galatasaraylı kız gruplarında büyük tepki çekti. Karşılıklı hakaretler, suçlamalar yapıldı. Ancak, gelen tepkilere, istifalara kulak asılmadı ve video bir ay boyunca Youtube da yayınlandı. Haziran sonunda istemeye istemeye yayından kaldırdılar. Arkasından Ağustos 2021’de Bodrum, Marmaris Ege ve Akdeniz şeridinde ormanlar yanarken, yangınlar termik santralı tehdit ederken kimse istifini bozmadı, o facianın ortasında GSD Bodrum’da kokteyl parti ve pilav günü düzenlendi.
SONUÇ
Galatasaray değerlerini ayaklar altına alarak madalya konusunda çifte standart uygulayan, imam hatip okulu açılmasına ön ayak olan, GSÜ’de onarım sürerken mescit açan, pedofiliyi öven etik dışı bir şarkıyı Galatasaray Marşı diye dayatan, ülke yanarken Bodrum’da pilav günü düzenleyen, tüm bunlara onay ve taraftar bulan zihniyetin tüm Galatasaray kurumlarında egemen olduğu açığa çıkmış bulunmaktadır. Yeni kuşakların kafa yapısı da bu şekilde yontulmaktadır. Eğer bu kafa yapısı sürerse bugün GSÜ’de mescit, yarın GSL’de cami ve bir de bakarsınız Galatasaray bir İmam Hatip Lisesi’ne dönüşmüş bile.
Bakın millet aklınızı başınıza toplayın. GS kurumları laik ve özerk statülerini korumak zorundadır. Bu kurumlarının temelini oluşturan Fransız Devrimi ile Avrupa’nın Aydınlanmacı ve Hümanist değerleri kişilerin veya iktidarların çıkarları ve ihtiraslarına feda edilemez. İnanç özgürlüğü bahane edilerek gericilik, hoşgörüsüz gelenek ve inançlar hoş görülemez. Atatürk döneminde tekke, tarikat ve zaviyelerle birlikte ve aynı tarihte masonik yapılanmaların da kapatıldığını unutmayalım. Bunların bir damlacık olsun ülkeye bir faydası olmuş olsaydı Atatürk bunları kapatmazdı. Tarikatlar ve Localar kendi çıkarlarına öncelik verirler ve kurumları ve kişileri piyon gibi kullanırlar. Osmanlı İmparatorluğunun mahvına yıkımına neden olanlar bunlardır.
Eğer bugün bu zihniyet ortalıkta cirit atıyor ve kilit noktaları ele geçirmişlerse Atatürk ve Tevfik Fikret’e göz göre göre yapılmakta olan ihanet korkunç boyutlardadır. Bu ihanete hiçbir kurum ve ülke dayanamaz, katlanamaz. Ve bunun bedeli ağır olur ve bir gün ödenir. Batıya açılan pencere, kadim kültür diye dayatılan hurafe ve masalların küflenmiş saman balyalarıyla kapatılamaz. Ki artık tek bir pencere de yetmez: Tüm pencereler ve kapılar açılmalıdır. GSL, GSÜ, GSD, GSK ve GEV tarikatlara ve iktidara yaranma sevdasından vazgeçmeli, bilimsel ve özgür düşünceye kapılarını açmalıdır.
Tevfik Fikret gibi baskılara boyun eğmeyenler, oligarklara ve hanedanlıklara başkaldıranlar öncüdür, devrimcidir. Bu egemenlere, su başlarını tutmuş olanlara karşı olmak kadar, gerektiğinde halka karşı olmayı da göze almaktır. Çünkü aydın olmak, sadece egemenlere, karşı mücadele etmek değil, onların iktidarını yeniden üreten halkın gerici eğilimlerine, ilkel geleneklerine de karşı çıkmaktır. Eskiye ve halka ait olan her şey iyi değildir ve eğer her şey eskisi gibi hiç değişmeden aynı şekilde kalacaksa aydın olmanın da, Galatasaraylı olmanın da bir anlamı yoktur. Egemen değer yargıları, baskılar, dayatmalar, gerici gelenekler, ilkel töreler eleştirilmez ve yıkılmazsa ilerleme ve gelişme nasıl olabilir ? Tevfik Fikret, geleceği, yarını (Ferda) temsil eder, geçmişi, kadim kültürü değil…
Galatasaray için tek bir mihenk taşı vardır: Atatürk ve Tevfik Fikret yolu. Ama bakın buraya yazıyorum: GS topluluklarındaki bu gerici yapı, hırs, egoizm, duyarsızlık, maço ve masonik zihniyet egemen olduğu sürece korkarım gün gelecek “Tevfik Fikret” e bile katlanamayacak, tahammül edemeyeceklerdir. Akif’in, Necip Fazılların peşinden koşturacaklar ve Atatürk’e yapıldığı gibi Tevfik Fikret’in de heykellerine, büstlerine hatta Aşiyan’a saldıracaklar, onu da şeytanlaştırmaya çalışacaklardır. Ne diyeyim artık ?