GALATASARAY – 2021

 Ben Galatasaray Lisesi’ne 1961’de girdim,  1971’de mezun oldum. Aradan yarım yüzyıl geçmiş.  Bu süre zarfında GS ileri mi gitmiş, Avrupa çapında yıldız bir okul mu olmuş ? Hayır.  Ne yazık ki geri gitmiş. Zihniyet, düşünce, olaylara ve dünyaya bakış, algılama, etik   ve bilgi açısından trajik bir dekadans ve çöküş yaşanmış. Kalite ve eğitim seviyesi düşmüş, hırs, egoizm, oportünizm, duyarsızlık, maço, kibirli, kendini beğenmiş ve baskıcı bir zihniyet Galatasaray topluluklarında egemen olmuş.

Galatasaray bu duruma nasıl geldi tam olarak hala  çözebilmiş değilim. Ancak sözü uzatmadan konuya gireceğim. XXI.ci yüzyılın başından itibaren sosyal ve siyasal  alanda kendini gösteren yozlaşma ve dincilik tepeden tırnağa tüm eğitim kurumlarını da etkilemiş. Buna direnen bir iki akademik kurum kaldı. O kurumların içinde Galatasaray yok.

Sanırım her şey okulumuzun çok değerli edebiyat  öğretmeni   halkbilim uzmanı Tahir Alangu’nun (1915-1973) anısına   saygısızlık edilmesiyle başladı.    İsmini burada anmaya layık görmediğim  psikotik bir  bünye          Alangu’nun  Zincirlikuyu’daki mezarına  yaptığı iğrençliği    çok büyük bir marifetmiş gibi GS  gruplarında    ona hakaretler yağdırarak   paylaştı.   Eğer bu  adiliği yapan     çulsuzun teki olsaydı çoktan dışlanmıştı, ama varlıklı olduğundan el üstünde tutuldu, mağduriyet edebiyatı yapıldı, gözyaşı  bile döküldü. 

GS İMAM HATİP  ORTA OKULU 

Öğrendiğim kadarıyla Van’ın Çaldıran ilçesinde  2005 yıllarında bir kardeş ilkokul açılmış. Bu okulu GSÜ rektörlüğü  açmış, Galatasaray isminin   kullanılmasına   izin vermiş ve    okul  “Galatasaray Üniversitesi Eğitim ve Kültür Derneği İlköğretim Okulu” olarak faaliyete  geçmiş. Bu acayip isimli okul  2018 yılında “Galatasaray İmam Hatip Ortaokulu” na dönüşmüş! Eee şimdi birileri ah vah ediyor, saçını başını yoluyor. İnanamıyorum.

GSÜ YANGINI

22 Ocak 2013 günü, yeni bir yılın başlangıcında,   Galatasaray’ın Ortaköy’deki binası (Galatasaray Üniversitesi-GSÜ) alev alev yandı, ya da büyük olasılıkla yakıldı. Okul yanarken sosyal medyada otel tartışmaları  aldı yürüdü. Okul günlerce yandı, kütüphanedeki değerli bir çok eser  kül oldu. Kara bir enkaz yığınına dönen  binada yangına karşı ciddi hiçbir önlemin alınmadığı,   yangın söndürme sisteminin bile olmadığı, korkunç bir ihmaller zincirinin ve adamsendeciliğin hüküm sürdüğü açığa çıktı. Ne bir soruşturma açıldı, ne de olay ciddi bir şeklide incelendi. GSÜ rektörü ve yönetim aynen taş gibi hiç istiflerini bozmadan görevlerini sürdürdüler.     Daha  onarım bitmeden iki adım uzakta iki cami varken bir telaş   Eylül 2014 yılında  “ibadethane” adı altında bir de mescit açtılar.    

Anımsatayım: 9 Mart 1907’de çıkan bir yangın sonucu  Mektebi Sultani harabeye dönmüştü.  Yangının Müdür Muavini   Feuillet’in  odasındaki     gaz hortumunun yarılmasından kaynaklandığı iddia edilmişti. 1908’de  okula müdür  olarak atanan Tevfik Fikret’in  de çabasıyla kısa   sürede onarımı tamamlanan  yapı 1909’da yeniden hizmete girdi. Bu süre zarfında öğrenciler  Beylerbeyi’nde hastaneden bozma barakalarda eğitimlerini sürdürdüler.    O dönemde    okulda altı yüz kişilik bir mescit vardı.       Fikret   giriş katında bulunan mescidin  üst katındaki bölümü toplantı salonuna dönüştürünce gerici çevrelerce suçlandı. Atatürk döneminde laik eğitime geçilince  zaten kimsenin  uğramadığı mescit 1924’te kapatıldı,   spor ve beden eğitimi salonuna dönüştürüldü.    Demek ki Galatasaray 1924 yılından da çok geride kalmış ve gittikçe geriye doğru gidiyor. Bakalım GSÜ’den sonra GSL’ye ne zaman mescit yapılacak bekliyoruz !

GEV MADALYASI      

2019 sonlarında  “50. Mezuniyet Yılı Madalyası   ve berat istiyor musun, baloya gelecek misin?” diye bazı arkadaşlar beni aradılar. Galatasaray Eğitim Vakfı (GEV) bağış toplama amacıyla bir takım madalyalar dağıtıyormuş.  Ben de arayanlara “benim GSK’den törenle almış olduğum saf plastikten mamul bir Divan Üyesi madalyonum zaten var. İkinci bir plastik madalyona gereksinim yok” dedim. İlla gönderecez diye ısrar ettiler ve ev adresimi aldılar. Ancak ne arayan oldu ne soran.  Sonradan öğrendim ki 2020’deki Galatasaray balosuna katılmadığım için GEV beni kara listeye almış, madalyon ve berat vermeyecekmiş !

İmdi Commedia dell’Arte’yi aratmayacak türden  bu traji-komik durum için  herkese şunu anımsatmak istiyorum: Vakıflar, dernekler insanlara hizmet etmek için vardır. İnsanlar vakıflara  hizmet etmez. Hiçbir vakıf veya dernek insandan üstün değildir. Galatasaray’da okumak bir onurdur. GEV hiçbir Galatasaraylıdan üstün değildir, tam tersi  onların hizmetkarıdır ve onlara hizmet etmek zorundadır. Bakın bir GS’li bu madalya konusunda ne yazmış:

“Maalesef saçma bir gerekçeyle birçok arkadaşımızı küstürdüler. Şu anki GEV Yönetiminin ayıbıdır. Maalesef İnan ağabey de bu ayıbın baş müsebbibidir. İlk toplantımızda geçen senelerden alamamış olanlara da verileceğini söyleyip sonra siz yanlış anlamışsınız diye ağız değiştirmeleri ise başka bir utanç vesilesidir. Açıkça söyleyeyim ki bu madalyanın benim için de değeri sıfırlandı. Çok üzgünüm.”

 GS ANI KİTABI    

 2019 yılında 101.ci dönem   mezunları için anı kitabı basımı için   herkesten adam başı 750 TL  istendi. Bu kitabın özel baskıları da 1.000 Euro’dan satılacakmış.      Ben bunu  e-kitap olarak hazırlamanın geleceğe yönelik daha rasyonel  bir düşünce olduğunu söyledim ve katkıda bulunmayı reddettim.  Anı kitabının e-kitap olarak yayınlanmasını   arkadaşlara önerdim, hem de böylece Facebook benzeri bir GSbook portalı da oluşturulabilir dedim.  Onlar “taksitle öde kolaylık yaparız” dediler, “paran yoksa biz verelim” dediler,  ısrar, ısrar, dakikalarca telefonda dil dökmeler, telefonlar, telefonlar…Kitap basıldıktan sonra ellerinde patladı ki “500 TL ye almaz mısın?”  diye tekrar aradılar. Ya birader bedava verseniz bile almam. Bu nasıl bir zihniyettir be kardeşim ?

“EN VELO” SKANDALI VE BODRUM PİLAVI

  2021 Haziran’ın “En Vélo”” skandalı patlak verdi. Paillarde ve pedofil müstehcen bir şarkı   En Vélo “Galatasaray Marşı”  ve “Galatasaray Milli Marşı” olarak GSD tarafından pilavda sunuldu, gitar eşliğinde neşeyle söylendi ve Youtube da iftiharla paylaşıldı.  Üstelik Amerika ve Avrupa’da pedofiliye karşı büyük bir tepkinin ve protestoların oluştuğu bir sırada… Üç küçük kıza tecavüzü yücelten, yırtılan donlardan ve cinsel organlardan en adi argo sözlerle söz eden bu şarkı   Galatasaraylı kız gruplarında büyük tepki çekti. Karşılıklı hakaretler, suçlamalar yapıldı. Ancak, gelen tepkilere,   istifalara   kulak asılmadı ve    video bir ay boyunca Youtube da yayınlandı.     Haziran sonunda    istemeye istemeye yayından kaldırdılar. Arkasından Ağustos 2021’de Bodrum, Marmaris   Ege ve Akdeniz şeridinde ormanlar    yanarken, yangınlar termik santralı tehdit ederken kimse istifini bozmadı, o  facianın ortasında GSD Bodrum’da kokteyl parti ve pilav günü düzenlendi.

 SONUÇ

  Galatasaray değerlerini ayaklar altına alarak madalya konusunda  çifte standart uygulayan,   imam hatip okulu açılmasına ön ayak olan,  GSÜ’de onarım sürerken mescit açan, pedofiliyi öven  etik dışı bir şarkıyı Galatasaray Marşı diye dayatan, ülke yanarken  Bodrum’da pilav günü düzenleyen, tüm bunlara onay ve taraftar bulan zihniyetin tüm Galatasaray kurumlarında egemen olduğu açığa çıkmış bulunmaktadır.     Yeni kuşakların kafa yapısı da bu şekilde  yontulmaktadır. Eğer bu kafa yapısı sürerse bugün GSÜ’de mescit, yarın GSL’de cami ve bir de bakarsınız Galatasaray  bir  İmam Hatip Lisesi’ne dönüşmüş  bile.

Bakın millet aklınızı başınıza toplayın.   GS  kurumları laik ve özerk statülerini korumak zorundadır. Bu kurumlarının  temelini oluşturan Fransız Devrimi ile Avrupa’nın    Aydınlanmacı ve Hümanist değerleri  kişilerin veya iktidarların çıkarları ve ihtiraslarına feda edilemez.  İnanç özgürlüğü  bahane edilerek  gericilik, hoşgörüsüz gelenek ve inançlar hoş görülemez. Atatürk döneminde     tekke, tarikat ve zaviyelerle birlikte ve aynı tarihte masonik yapılanmaların da kapatıldığını unutmayalım. Bunların bir damlacık olsun ülkeye bir faydası olmuş olsaydı Atatürk bunları kapatmazdı. Tarikatlar ve Localar   kendi çıkarlarına öncelik verirler ve kurumları ve kişileri piyon gibi kullanırlar. Osmanlı İmparatorluğunun mahvına yıkımına neden olanlar bunlardır.

Eğer bugün bu  zihniyet ortalıkta  cirit atıyor   ve kilit noktaları ele geçirmişlerse Atatürk ve Tevfik Fikret’e göz göre göre yapılmakta olan ihanet korkunç boyutlardadır.    Bu ihanete hiçbir kurum ve ülke dayanamaz, katlanamaz. Ve bunun bedeli ağır olur ve bir gün ödenir.   Batıya açılan pencere,   kadim kültür diye dayatılan hurafe ve masalların       küflenmiş saman balyalarıyla   kapatılamaz.    Ki artık tek bir pencere de yetmez: Tüm pencereler ve kapılar açılmalıdır. GSL, GSÜ, GSD, GSK ve GEV     tarikatlara ve iktidara yaranma sevdasından vazgeçmeli, bilimsel ve özgür düşünceye kapılarını açmalıdır.

Tevfik Fikret gibi baskılara  boyun eğmeyenler,   oligarklara ve hanedanlıklara başkaldıranlar    öncüdür, devrimcidir. Bu   egemenlere, su başlarını tutmuş olanlara karşı olmak kadar, gerektiğinde halka karşı olmayı da göze almaktır. Çünkü aydın   olmak, sadece egemenlere,   karşı mücadele etmek değil, onların iktidarını yeniden üreten halkın gerici eğilimlerine, ilkel geleneklerine de karşı çıkmaktır. Eskiye ve halka ait olan her şey iyi değildir ve eğer her şey eskisi gibi hiç değişmeden aynı şekilde kalacaksa  aydın olmanın da, Galatasaraylı olmanın da bir anlamı yoktur. Egemen değer yargıları, baskılar, dayatmalar, gerici gelenekler, ilkel töreler eleştirilmez ve yıkılmazsa ilerleme ve gelişme nasıl olabilir ? Tevfik Fikret,  geleceği, yarını (Ferda) temsil eder, geçmişi, kadim kültürü değil… 

  Galatasaray için tek bir mihenk taşı vardır:  Atatürk ve Tevfik Fikret    yolu. Ama bakın buraya yazıyorum: GS topluluklarındaki bu gerici yapı, hırs, egoizm, duyarsızlık, maço ve masonik zihniyet   egemen  olduğu sürece korkarım gün gelecek “Tevfik Fikret” e bile katlanamayacak, tahammül edemeyeceklerdir.  Akif’in, Necip Fazılların peşinden koşturacaklar ve Atatürk’e yapıldığı gibi Tevfik Fikret’in de heykellerine, büstlerine hatta Aşiyan’a saldıracaklar, onu da   şeytanlaştırmaya çalışacaklardır.  Ne diyeyim artık ?

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment