MASONİK TARİH VE 3. CÜ TAPINAK

  Masonluğun tarihi   XII. yüzyıla   Tapınak Şövalyeleri ve Haçlı Seferlerine  kadar gider.  Burada “tapınak” veya “mabet” diye kastedilen MS 70 yılında yıkılmış olan Süleyman (Herod) Tapınağıdır.   Bugün demokrasi getirmek  bahanesiyle Ortadoğu’yu kan gölüne çevirip petrol  yataklarına çöken emperyalist zihniyet ile, o gün   Hristiyanlığı korumak bahanesiyle   Ortadoğu’daki halkların mal mülk, doğal kaynaklar   ve  varlıklarına çöken zihniyet arasında hiçbir fark yoktur.

  Haçlı Seferleri -dinsel  kamuflaj altında- yağma, çapul ve ekonomik çıkarlara dayanıyordu.   1095’te Yeruşalim  (Kudüs) ve  çevresini İslam işgalinden kurtarmak amacıyla Papa II. Urban’ın   kutsal savaş (cihat) çağrısını üzerine     profesyonel savaşçılar ve paralı askerlerden oluşan Haçlı orduları oluşturulmaya başlanır.         VI. Haçlı Seferi’nde    Bizans’ın başkenti Konstantinopolis ve Ayasofya Kilisesi baştan sona yağmalandı.        Haçlılar 1099 yılında Yeruşalim’e vardı.   Beş hafta süren   bir kuşatmanın ardından  kent düştü. Yağma ve katliamdan sonra  Haçlılar   -İsrail’in 30.7.1980’de    yaptığı gibi-  Yeruşalim’i  başkent yaptı ve  Kızıldeniz’den İskenderun körfezine kadar Sina, Filistin, Lübnan, Şam ve Antakya’yı da kapsayan     “Yeruşalim Krallığı” nı kurdular.  1099-1291 arası iki yüzyıl sürecek olan bu  Haçlı Latin krallığı sırasında    bir takım  gizli    “askeri tarikatlar” da kuruldu. Bu tarikatların üyeleri, Avrupa’dan Yeruşalim Krallığına gelip manastırlarda   yaşıyor,   askeri eğitim görüyorlardı. İşte bunlardan biri de     “Tapınakçılar” tarikatıydı.

 TAPINAKÇILAR

Tapınak Şövalyeleri (Pauperes Commilitones Christi Templique Solomonici/Mesih’in ve Süleyman Tapınağının  Yoksul Askerleri)       Fransız soylusu Hugues de Payens tarafından 1119’da   güya Hristiyan hacıları koruma gerekçesiyle kuruldu.   Avrupa’dan Filistin’e gelen Hristiyan hacıların yolculukları     Tapınakçıların   kontrolündeydi ve hacılardan topladıkları paralarla büyük   servet sahibi oldular. Tapınakçıların “Christi/Mesih” (İsa) ismini kullanmaları salt bir kamuflajdı. Onlar aslında Mesih’ten çok Süleyman Tapınağı ve Maşiyah’ın askerleriydiler.  

 Tarikatın      Tapınak Dağı’nda    yoğun araştırma ve kazılar yaptığına dair  kanıtlar bulunmuştur. Ancak,   uzmanların iddia ettiği gibi  tarikatın  Kral Süleyman’ın hazinelerini veya Kabalistik gizli geleneklerinin  araştırmak amacıyla kazı yaptıklarını   sanmıyorum.    Onların esas amacı -günümüzde İsrail’in yaptığı gibi-    eski Tapınağın kalıntılarını   bulmak, Tapınağı  yeniden inşa etmek ve   Yeruşalim Krallığını zamanla İsrail krallığına dönüştürmekti.  [1]

Haçlı Ordularını 1187  Abbasi halifesine bağlı Mısır sultanı      Selahaddin Eyyubi’nin ordusuna yenilince  Yeruşalim yeniden “Kudüs” adını alarak İslam egemenliğine girdi, Tapınak Tepesine de “Haremi Şerif dendi.   Buna rağmen,     Tapınakçılar  varlığını sürdürdü ve    başta Fransa olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde    Hıristiyan inancından koparak Yahudiliğe kaymaya, Tevratik-Kabalistik mistik öğretileri benimsemeye ve     özel ayinler düzenlemeye başladı. Bunun üzerine        1307 yılında, Fransa Kralı Philip le Bel ve Papa V. Clement’in   kararıyla tarikat  dindışı ilan edildi.    Tapınakçıların bir kısmı kaçmayı başardıysa da çoğu yakalandı,   “büyük üstat” adını verdikleri liderleri,   Jacques de Molay, 1314 yılında   idam edildi. 

  Kaçanların  bir bölümü,   Katolik Kilisesi’ni tanımayan İskoç Kralı Robert Bruce’un himayesi altında yeniden örgütlendiler.   Britanya’daki en önemli sivil toplum örgütü olan  duvarcı ustası (mason)  loncalarına sızdılar. Loncalar günümüzdeki meslek örgütlerine benzeyen yapılardı ve ilgili mesleğin sırlarını korumak ve meslektaşlar arası dayanışmayı amaçlıyordu. Tapınakçılar   bu loncaları masonik localara dönüştürdü ve bir süre sonra da bunları   tamamen ele geçirdiler.

SİMGESEL TAPINAK: LOCALAR

 Masonluğun en eski kolu olan İskoç Riti    bu tarikattan miras kalmıştır.   İskoç Riti’nin en üst derecelerine verilen isimler, Tapınakçı tarikatında asırlar önce şövalyelere verilen ünvanlardı.  Sonuçta, Masonlar kabul etmese de örgütün kökeninin Tapınakçı tarikatına kadar uzandığı,     tarikatın  bir çok simge ve ünvalarını kullandığı   gerçektir. 

Masonlukta toplantı yeri olan Localara “Tapınak/Mabet” denmesi rastlantı değildir. Bu simgesel ve spritüel bağlamda   Süleyman Tapınağına işaret eder. Sabetayistlerin dualarında ve sinagoglarda günlük Amida   dualarında yıkılan     iki tapınağın  yerine   yeni bir üçüncü tapınağın inşa edilmesi  için dua edilir.     Tapınağın inşasından sonra Maşiyah’ın geleceğine inanılır. Tapınak için yapılan bu  yakarışlara artık Evanjelik ve Presbiteryen Kiliseleri de dualar ve Hatikva’nın sözlerini değiştirip ezgisini ilahi gibi söyleyerek katılmaktadırlar. [2]

 1980 yılında İsrail’in Kudüs’ü ebedi başkent ilan eden bir yasayı onaylamasından sonra 1982 yılında itibaren 3. Tapınağı yeniden inşa etmek üzere oluşturulmuş bulunan dinsel vakıf ve dernekler çeşitli toplantılar gerçekleştirmiştir.  Bunların en önemlileri “Rabbin Dağına Doğru Vakfı, Yahve’nin Evi, Tapınak Dağı Sadıkları Vakfı, Yeruşalim Tapınak Vakfı”dır.

Bu bağlamda  Mason  dernekleri ile  Lions ve Rotary gibi masonik  yapılanmaların saklı misyon, vizyon ve işlevi   egemen oldukları tüm ülkelerde 3. Tapınağın yapımına maddi ve manevi destek vermek, medya, din, siyasal ve askeri stratejik  kilit noktalara konuşlanarak kamuoyunu buna hazırlamaktır. Kuşkusuz bu tür yapılara üye bir çok kişinin bunlardan haberi bile yoktur.

DİPNOTLAR

(Kaynakça: BBC, The Guardian, Prof. Yalçın Küçük, ve Soner Yalçın’ın yazıları)


[1] Tevrat efsanelerine göre   kral Süleyman’ın  inşa ettirdiği   Tapınak     Moriya Tepesinde (Tapınak Tepesi) bulunuyordu ve  bu alan kutsal kabul edildiğinden buraya sadece  İsrailli olanların girmesine izin verilirdi.  İsrailli olmayanların (goyim/kafir) bu alana girmesi  Musa şeriatına göre yasaktı ve cezası ölümdü. Bu tepe aynı zamanda İbrahim’in oğlunu kurban etmeye kalkıştığı ve Tanrı tarafından  bir koçun gönderildiği yerdi. (Tevrat, Yaratılış, 22: 2)

[2]     Theodore Herzl’den çok önce, bir devlete sahip olmak için Maşiyah’ı beklemek yerine, bu süreci kendi elleriyle başlatmaları gerektiği düşüncesi ilk kez Sabetay Sevi (1626 – 1676)  tarafından ortaya atılmıştır. Sevi  Maşiyah olduğunu ilan etmiş, kutsal topraklara dönüşü, İsrail devletinin kurulacağını ve Süleyman Tapınağının yeniden inşa edileceğini ilan etmişti. (Encyclopaedia Judaica, Vol. 16, p. 1033-1037)

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment