
2024, bölgemizde bir kırılma yılı olarak tarihe geçti. İnsanlık art arda birçok katliam, savaş ve soykırıma tanık oldu. Bir ateş çemberi içindeyiz; hem bireysel, hem ülke, hem de bölge olarak. Gazze dünyanın gözü önünde yok edildi. Suriye’de yönetim terör örgütü El-Kaide çıkışlı HTŞ’ye geçti. İsrail ve Amerika kazandı. Rusya büyük bozguna uğradı. Suriye’nin kuzey doğusu ABD ve İsrail destekli terör örgütü PKK denetimine girdi. Türkiye’nin yeni komşuları artık terör örgütleri. Türkiye Rusya ve İran ile artık o kadar yakın değil.
Türkiye’ye kurulan tuzak, yeni Başkan Trump çevresindeki isimlerin ağzında yankılanıyor. Trump ile çalışacak olan eski Beyaz Saray Danışmanı Mike Doran, İsrail medyasına verdiği demeçte “İsrail ile Türkiye kol kola iş yapacak” diyor. Trump’ın Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard “Türkiye’nin İslamcı diktatörü terör örgütü El Kaide ile işbirliği yapıyor, o örgütü kullanarak halifelik kurmak istiyor, El-Kaide ordumuzun katilidir. Bu işbirliğini affetmeyiz” diyor. İsrail Dışişleri Bakanı “Kürtler dört ülkeye bölünmüştür. Kürtler, İran ve Türkiye’nin baskı ve saldırganlığının kurbanıdır. Irak’ta özerk, Suriye’de ise fiilen özerktirler. Kürtlerle bağlarımızı güçlendirmek çıkarlarımız gereğidir.” diyor.
Oysa ABD ve İsrail çok iyi biliyor ki El Kaide, Taliban, IŞİD ve HTŞ ABD yapımıdır. Bunu Trump zaten kaç kere söyledi. Hem Erdoğan’ı övüp hem kendi adamlarına tehdit ettiren, öte yandan 2019da ona mektup yazıp “don’t be a fool” diyen Trump, bugün ona övgüler düzüyor. DEM Parti ile İmralı’yı buluşturma fikrini veren de ABD ve Yeni Anayasa hazırlıkları büyük olasılıkla federal bir Türkiye için kurgulanıyor. Ege’de Yunanistan savaş hazırlığında. Tüm adalar, Selanik ve Dedeağaç ABD askerleriyle dolu. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs da ABD ve İngiliz üsleriyle donandı. Türkiye oyunun sonunu görmek zorunda… Sonunda Libya gibi kullanılıp kenara atılma tehlikesi yüksek bir olasılık !
Rus medyası Suriye’de büyük bir savaşın yaklaştığını, kitlesel katliamların, dini ve etnik azınlıklara karşı şiddet olaylarının yaşanacağını, Türkiye’nin istikrar ve güvenliğinin bunlardan etkileneceğini yazıyor ve ekliyor: “Biz Türkiye’nin düşmanı değiliz ama Türkiye bir kez daha Batıdan büyük düşmanlık görecek”
Yeni bir yılın başlangıcında Türkiye ekonomik, sosyal, kültürel ve demografik zorluklarla yüz yüze. Türk halkı ve aydınlar yorgun ve bezgin. Halk fakirleşti, emir almaya alıştı. Beynimiz tembelleşti. Sandıklar önünde sıraya girmeyi demokrasi sanmaya başladık. Yaşantımız AVMler ve uyuşturucu zehir işlevi gören TV arasında kilitlendi. Türk halkı hepsi birbirine benzer dandik ve dönek partilere oy vermeye, A’dan B partisine oradan C partisine geçiş yapan, seçim zamanı birlerine küfredip daha sonra can ciğer kuzu sarması olan asalakları seçmeye mahkum edildi.
Bu gidişata çözüm olarak gazeteci ve yazar Banu Avar’ın önerisi şu: Geniş tabanda yerel demokratik örgütlenmelerin gerçekleştirilmesi. Ancak, “bunun aydınlar birliği olarak değil, halkın içinden filizlenerek hayata geçmesi önemlidir. Böylelikle her şehirde, partiler üstü kongrelerin toplanması ve vatansever unsurların tartışması sağlanabilir” diyor ve herkesin dileklerini gerçekleştireceği yeni bir yıl diliyor: “Dileklerimizi gerçekleştirebileceğimiz bir yıl diliyorum. Milletimizin insanca yaşayabileceği şartlara kavuşmasını diliyorum.”
Ben maalesef onun kadar iyimser değilim. Türkiye’ye kurulan oyun çok önceden planlanmış ve çok tehlikeli tuzaklarla dolu. İkinci bir Atatürk çıkmazsa ülkenin işi bitik.
(Kaynak: Banu AVAR’ın 30.12.2024 tarihli X’te yayımlanan yazısından derlenmiştir.)
