Avrupa’da Türkofobi ve Türk düşmanlığı

Avrupa’daki Türkofobi, Antisemitizm’den çok daha tehlikeli ve çok daha yaygın yeni bir ırkçılık türevi olarak hızla artmaktadır.

Kökeni   Haçlı Seferlerine kadar giden Türkofobi   Haçlı kafasının   başkalaşım geçirmiş şekli, ya da reenkarnasyonu    olarak  Sèvres Antlaşmasında   iyice açığa çıkar, belgelenir, İslamofobi’den farklıdır ve bu iki terim karıştırılmamalıdır.

Antisemitizm,   salt Nazilerin ve Nazi Almanyasının resmi politikası olmuştu. Bunu gizlemeye zaten gerek görmüyorlardı.    Avrupalılar   Nazilerden kaçan Yahudileri insancıl gerekçelerle saklıyor, kaçmalarına yardımcı oluyordu.

Oysa, Türklerin kaçacak bir yeri yok Avrupa’da. Tüm Avrupa Türklere düşman. Türkofobi gizli ve sinsi bir salgın gibi sadece Fransa, ya da Almanya’da değil, tüm Avrupa ülkelerinde,  sokaktaki insanlardan, yazarlardan, akademik çevrelerden, okullardaki ders kitaplarından, sol ve sağ siyasete, sanat, filmler ve medyaya kadar tepeden tırnağa her yere yayılmış durumda.

Avrupalı siyasetçiler ve Avrupa medyasının ortak ve gizli     bileşkeni Türkofobi ve Türkiye düşmanlığıdır. Sol ya da sağ görüşten olmaları fark etmez. Türk ya da Türkiye’ye sevecenlik ya da sempatiyle bakan tek bir kişi  bulamazsınız. Türk düşmanlığı  özellikle Kürtçü çevreler, Ermeni lobisi ve Ermenistan tarafından  da  körüklenmektedir. 

Avrupa’da yaşayan Türkler sahipsizdir, psikolojik olarak dışlanmakta ve “persona non grata” konumundadır. O nedenle Türkofobi Antisemitizm’den çok daha tehlikeli bir ırkçılıktır diyoruz, çünkü sadece Almanya değil, tüm Avrupa ülkeleri potansiyel Türk düşmanıdır.

AB ülkeleri içinde Türk düşmanlığında en başta Fransa geliyor.  Teröristlere ve cihatçılara vizesiz kucak açan Macron hükümeti   şeriat ve tarikatlara  karşı güya bir savaş  başlatma çabası içinde gözüküyor. Ancak, bu bir yanılsama. Çünkü hedef aldığı siyasal Vahabist İslam değil de     sanki   Türk   İslam’ı gibi  algılanıyor. Bunu kasten yaptıklarını sanıyorum.

Zira gelecekte, NATO ve  AB’nin -Türkiye’yi İran ile aynı kefeye koyarak- yaptırım  uygulamak, ya da Libya, Irak ve Suriye’de yaptıkları gibi- Türkiye’ye saldırmak için siyasal İslam’ı   bahane olarak kullanabilecekleri yüksek bir olasılıktır.  ABD’nin Suriye’de bozguna uğradıktan sonra Yunanistan, Dedeağaç ve Ege adalarına yaptığı askeri yığınak  bu amaçla olsa gerek.

2022 Ekimde faşistlerin seçimle  İtalya’da iktidara gelmesinden     büyük cesaret alan Fransız faşistleri de artık hiç çekinmeden ırkçı söylemlerini sürdürerek   Fransa’da   iktidar olmaya hazırlanıyorlar. Buna şaşırmamak gerekiyor, zira bunun ilk somut  işaretlerini BM kararlarında da açıkça görüyoruz. Avrupa Birliği ülkeleri, İngiltere ve ABD açıkça Neo-Nazi ve faşistlere yeşil ışık yakıyor:

17 Aralık 2021 günü BM’de “Nazizm, neo-Nazizm, ırkçılık, yabancı düşmanlığına karşı çıkma ve kınama”  ile ilgili bir karar tasarısı oylamaya sunuldu.  Kınama kararı çoğunluk oylarla kabul edildi. Ancak,  

Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere, İspanya, Belçika, Hollanda, Kanada, İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka Avusturya, Avustralya, , Japonya gibi ülkeler faşizm ve Nazizm’i kınamayı kabul etmeyip çekimser oy  kullandı.  ABD ve Ukrayna ise  daha gözüpek davranarak  faşizm ve Nazizm’in kınanmasına  karşı çıkmış ve hayır oyu kullanmıştır. Putin “Nazilere karşı savaşıyoruz” demiyor boşuna.

 İmdi, bu durumda Avrupa ülkeleri faşizm ve Nazizm tehlikesini görmezden gelip  aşırı sağın her türlüsüne yeşil ışık yakmış oluyorlar.

 Avrupa Birliğinde  faşistler ve Neo-Naziler iktidara geldiği sürece   ırkçılık ve apartheid daha da keskinleşecek, AB İsrail gibi apartheid bir yapıya dönüşecektir.

 Türkiye, Ermeni soykırım yalanını kabul etse, hatta Türkler toptan Hristiyan olsa bile Avrupa bu ırkçı politikadan asla vazgeçmeyecektir. Zira bu öyle bir düşmanlıktır ki    “Avrupa üstünlükçülüğü” (European Supremacy) ve Türkleri aşağılama Avrupalıların genetik kodlarına, ruhlarına, beyinlerine kazınmıştır.

Bu  ürkütücü gidişata bir çözüm göremiyorum, bu, korkunç ve nihilist bir çatışmaya, ya da, Türklerin Avrupa’dan sürülmesine kadar gidebilir.

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment