
İngiltere merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’a göre, 2.153 kişiden oluşan elit bir azınlık dünya servetinin %60ını ele geçirmiş durumda. Bu 2.153 kişi dünyadaki 8 milyar kişinin toplam servetinden 2 kat daha fazla servete sahip. Bu grup 1990’dan bu yana dünyadaki servet artışının% 38’ini ele geçirirken, en yoksul kesim yalnızca % 2’sini aldı. Bu artış COVID salgını sırasında daha da fazla oldu.
Bir diğer açıdan, dünya nüfusunun en zengin %10 lık kısmı küresel servetin %76’sına sahipken en yoksul kesim sadece %4’üne sahip.
Ancak sorunsal şu ki, küresel servetin %76sını elinde bulunduranlar bunu adil bir şekilde insanlıkla paylaşmak istemiyor. Parasızlık, sefalet ve açlığı önlemek yerine yoksulları yok etmeyi planlıyorlar. Bu amaçla laboratuvar yapımı salgınlar, aşılar, biyolojik ve kimyasal silahlar, nükleer saldırı veya toplu katliam gibi kirli ve karanlık strateji ve taktiklerle dar gelirli nüfusu ve emeklileri yok etmeyi hedefliyorlar. Bazı ülkeler dar gelirli kişilere ve emeklilere vize vermiyor ve bunu açık açık söylüyorlar. Dar gelirliler artık dünyada “persona non grata” oldular, onları kimse istemiyor ve kimse saygı göstermiyor.
Dünya ırkçılık, yabancı düşmanlığı, apartheid, aşırı sağ, Neo- Nazi, Neo- faşist rejimler ile monarşilerin güçlendiği, laiklik ve insan haklarının çöpe atıldığı karanlık bir geleceğe doğru hızla sürükleniyor. Bu yoldan geriye dönüş maalesef mümkün görünmüyor veya çok uzak bir olasılık.
KAYNAKÇA
Yukarıda belirtilen rakamlar Euronews, Oxfam ve Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı’nın Dünya Eşitsizlik Veri Tabanı’ndan (WID) alınmıştır. WID, Paris Ekonomi Okulu’ndaki bu Laboratuvar tarafından hazırlanmıştır.
Oxfam, yoksulluğun adaletsizliğine son vermek için çalışan, insanların kendileri için daha iyi yaşamlar kurmalarına yardımcı olmayı amaçlayan bir örgüttür. Gezegendeki her insan yoksulluktan arınmış bir yaşamın keyfini çıkarana kadar çalışacaklarını söylüyorlar.