
Diyelim ki Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı seçildi. Millet İttifakı’nın en büyük seçim vaadi parlamenter sisteme geçiş. İttifakın temelini de parlamenter sisteme geçiş protokolü oluşturuyor. Ancak Kılıçdaroğlu en az 3 sene mühlet istiyor parlamenter sisteme geçiş için.
Cumhurbaşkanlığı anketlerinde İmamoğlu ve Yavaş, Kılıçdaroğlu’na açık ara fark atıyorken, onların önünü kapatan ve kendi adaylığı için direten Kılıçdaroğlu değil mi ? İmdi böyle biri cumhurbaşkanı seçilirse parlamenter sisteme şıp diye geçer mi? O zaman o üç sene içinde o da Erdoğan gibi tek adam olabilir ve parlamento protokolünü rafa kaldırabilir.
Her şeyden önce parlamenter sisteme geçiş için Anayasanın değişmesi gerekiyor. Anayasa değişikliğinin Meclisten geçmesi için de 360 vekilin oyuna ihtiyaç var. Ancak, 360 oyla geçse bile bunu referanduma götürmek gerekiyor. Referandum için ise en az 400 oy gerekiyor. 400 oy aynı zamanda Cumhurbaşkanına Anayasa değişikliğini doğrudan onaylama ya da referanduma götürme yetkisi veriyor.
İmdi, anayasa değişikliğini onaylamak veya referanduma götürmek bile salt KK’nın isteğine bağlı olacak. Bunu yapacağı ne malum ? Anayasa değişikliğini onaylamak veya referanduma götürmek zorunda değil. İnönü’ye özenip Milli Şef olmayacağı ne malum? Varlık Vergisi benzeri yaptırımların gelmeyeceği ne malum ? Soros’un talimatıyla HDP ile anlaşıp Türkiye’yi federasyona dönüştürmeyeceği ne malum ? Tarihte hangi siyasi liderin ele geçirdiği gücü paylaştığı görülmüş? [1]
Çok yüksek olasılıkla KK’nın başkanlık sistemi nasyonal sosyalizme kayarak aynen sürecek ve geriye dönüş asla olmayacak. ABD ve Avrupa Birliği zaten parlamenter sistemi istemiyor. Tek adam karar verici olsun ki bir Osmanlı padişahı gibi Cumhurbaşkanı da Batılı ülkeler tarafından kolayca manipüle edilebilir bir konumda olsun, parlamento sadece göstermelik olsun. Ama korkmayalım KK aday olursa asla kazanamayacak.
[1] Anımsayalım: Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’nun parti içinde tek adam diktatörlüğü kurduğunu söylemiyor muydu? İnce CHP’nin Cumhurbaşkanı adayıydı, milyonları peşinden koşturdu, partisine tarihindeki en çok oyu kazandırdı ama Kılıçdaroğlu onu harcadı. İmamoğlu’nu da harcadı. Daha geriye gidelim, Baykal’ın kaset kumpası ile devrilmesi sonrasında Kılıçdaroğlu, Baykal’ın ekibini ve kendisine rakip olabilecek birçok önemli ismi partiden uzaklaştırmadı mı? 2014 Seçiminde dinci-milliyetçi görüşe sahip Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstermedi mi? Seçmenlerine alay eder gibi “adam gibi tıpış tıpış sandığa gidip oyunuzu kullanacaksınız” demedi mi ? 2022 kongresini erken seçim bahanesiyle ertelemedi mi ?