
20.4.2022 tarihinden itibaren ARTE TV kanalında yayımlanmaya başlayan “Antisemitizm’in Uzun Tarihi” (The Long History of Antisemitism) adlı dizininin –özellikle son bölümü izlendiğinde– asıl amacın Siyonizm karşıtlığının Yahudi düşmanlığı olduğunu kanıtlamaya çalışmak olduğu anlaşılıyor. Dört bölümden oluşan dizinin Holokost’u istismar ederek duygu sömürüsü ve mağduriyet edebiyatı yapmak, İsrail’in Batı medyası tarafından görmezden gelinen işgal, etnik temizlik, saldırganlık ve sistematik-demografik katliam politikalarını kamufle etmek ve İsrail’deki Apartheid rejimin propagandasını yapmak üzere hazırlandığı anlaşılıyor. ARTE’nin Apartheid bir devletin propaganda aracına dönüşmesi utanç verici ve çok tehlikeli bir gidişat.
IRKÇILIĞI ELEŞTİRMEK YASAL BİR SUÇ OLDU !
Irkçı bir doktrin olduğu BM kararıyla kesinleşmiş olduğu halde Siyonizm’i eleştirmek başta Fransa olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde artık yasal bir suç olarak kabul ediliyor. [1] Macron’un deyimiyle Siyonizm’i eleştirmek (Anti-Siyonizm) Antisemitizmin yeni bir türü “Neo-Antisemitizm” olarak görülüyor.
Böyle akıl dışı uçuk iddialarda bulunmak, bu bağlamda yasalar çıkartmak ve dünya çapında yoğun bir propaganda yürütmek, Holokost yerine İbranice “Şoah” kelimesinin kullanılmasında ısrar etmek dünyanın aklını yitirdiği, mantıksal ve entelektüel bir kaosa sürüklendiğinin göstergeleri.
5.12.2019 tarihinde böyle bir yasanın Fransız parlamentosunda kabul edilmesi üzerine 127 Yahudi akademisyenin Macron’a karşı yayımladıkları deklarasyonu özet olarak bir kez daha anımsatıyorum:
“Yahudi tarihi konusunda uzman olan biz Yahudi akademisyenler bu yasaya karşıyız. Antisemitizm ve ırkçılığın bütün türlerini birer tehdit olarak görüyoruz. Ancak, bu yasa tasarısı Siyonizm karşıtlığını Antisemitizmle eş değer saymaktadır. Netanyahu kendi politikasına karşı olan her hareketi ve sözü antisemit olarak tanımlıyor, Anti-Siyonizm ile Antisemitizmin ilişkilendirmesini savunuyor. Ancak, Antisemitizm İsrail’i savunmak için bir bahane olarak kullanılıyor. Holokost kurbanı birçok insan Anti-Siyonist’ti. İsrail hükümetinin çabalarının Fransa’da siyasal destek bulması kaygı vericidir. Fransa Meclisini Antisemitizm ve her türlü ırkçılıkla mücadele etmeye, ancak İsrail Hükümetinin işgal ve ilhak etme programına karşı çıkmaya davet ediyoruz.”
Bir devletin politikalarını eleştirmenin ve Anti-Siyonist olmanın Yahudi düşmanlığı anlamına gelemeyeceğini belirten akademisyenler yasadaki ‘İsrail’in varlığını eleştirmek, Yahudilerden oluşan bir toplumu eleştirmektir, bu da Yahudilere karşı işlenen bir nefret suçudur’ tümcesini de mantıksız ve çok sakıncalı bulduklarını, zira ülke nüfusunun % 20’sinin Müslüman ve Hristiyanlardan oluştuğuna dikkat çektiler. Tabi tüm bu uyarılara kimse kulak asmadı. Böylelikle İsrail’deki Apartheid-Siyonist düzen dokunulmazlık zırhıyla koruma altına alınmış oldu. Bunu Fransa neden yaptı ? Yanıtı çok basit: Zira bu Apartheid-Siyonist model yakın bir gelecekte Avrupa Birliğine ve tüm dünyaya dayatılacak. Bunun ön hazırlıkları yapılıyor.
Çoğu Yahudi kökenli olan Raul Hilberg, Richard J. Evans, Pierre Vidal-Naquet gibi uzman tarihçiler ile Timothy Garton Ash, Christopher Hitchens, Peter Singeri ve Noam Chomsky gibi akademisyenler özgür düşünceyi ve araştırmayı engellediği için bu tür yasalara karşı çıkmışlardır. Amerikalı siyasal bilimci Prof. Norman Garry Finkelstein 2000 yılında yayımlanan “Holokost Endüstrisi” adlı kitabı tarihsel “Nazi holokostu” nun abartılarak ve yeniden kurgulanarak İsrail’in politikalarına ve egemenliğine destek vermek amacıyla ideolojik bir araç olarak kullanıldığına, kamuoyuna dayatıldığına, bu işin ticari bir kazanç kapısına dönüştürüldüğüne dikkat çekmişti. Ama kimim umurunda ?
Allah tarafından seçilmiş bir İbrani aşireti ve güya kutsal olduğu iddia edilen bir soy, bir etnik grup, bir ırk tarafından yönetilmek ve güdülmek istemiyorsak, bu saçma sapan Tevrat masallarına, bu akıl almaz korkunç gidişata ve uygulamalara sonuna kadar ve şiddetle direnmemiz gerekiyor. O zaman BİR DAHA ASLA APARTHEİD, BİR DAHA ASLA APARTHEİD-SİYONİZM, BİR DAHA ASLA APARTHEİD-İSRAİL, BİR DAHA ASLA IRKÇILIK ! demeliyiz. Hem de çok geç olmadan…
[1] 10 Kasım 1975 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Siyonizm’in “ırkçılık ve ırksal ayrımcılık” olduğunu 3379 sayılı kararıyla kabul etmiştir. Bu bağlamda Siyonizm Güney Afrika Cumhuriyeti’nde uygulanan ırkçı apartheid ve sömürgecilik rejimi ile eş tutulmuştu. Salt Yahudi ırkını kapsayan ırkçı-dinci bir ideoloji olan Siyonizm Nazizm’in kippalısıdır. Gamalı Haç’ın yerini Magen yıldızı almıştır.
BM’nin bu kararı uluslararası kuruluşların ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemine karşı hazırlamış somut rapor ve belgelere dayanıyordu. Bu belgelerde Siyonizm’in, belli bir ırkın üstünlüğünü temel alan bir doktrin olduğu, dünya barışı ve güvenliği için ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulanıyor, dünya ülkelerinin bu tehdide karşı ortak tavır sergilemesi için çağrı yapılıyordu.
Bu karara 72 ülke evet , 35 ülke hayır oyu vermiş, 32 ülke ise çekimser kalmıştı. Evet oyu verenler arasında Türkiye, SSCB, Çin, Küba, Arnavutluk, Brezilya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Meksika, Portekiz, İran ve Arap ülkeleri vardı Avrupa ülkelerinin çoğu hayır oyu vermişti. .
ABD, BM’nin bu karar ile Sovyetler Birliğinin Amerika’ya saldırdığını iddia edecek kadar kendini kaybetmiş, kararın antisemit, ahlak dışı olduğunu, siyah, kahverengi ve beyaz Yahudilerin olduğunu, Yahudi dinine herkesin geçebileceğini, üstelik Yahudilerin bir ırk olmadığını iddia etmişti.