OSMANLI’NIN YIKILIŞINDA  SORUMLU OLAN KİMLER ?

AMERİKAN MARSHALL YARDIMI LOGOSU

Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından birinci derecede sorumlu olan İttihat ve Terakki  Cemiyetinin (İTC) masonik bir örgüt olduğunu herhalde bilmeyen yok değil mi ? Almanya’nın dolduruşuyla savaşa giren İTC Osmanlı’nın yok olmasına yol açmış,  İTC de yok olmuş, ama Localar hala varlıklarını sürdürmektedir.  Bu   traji-komik bir paradoks değil mi ?

 Üst yönetimi Masonlardan oluşan   İTC 1908’de II. Meşrutiyetin ilanıyla siyasal bir partiye dönüşmüş, 1912 yılında   iktidar olmuştur.  İTC’ye ilk başta üye olan   Mustafa Kemal’in de Mason olduğu,  daha sonra ayrıldığı iddia edilir. Olabilir ya da olmayabilir. Sonuçta Atatürk İttihatçılar  ve Masonlar ile yollarını ayırmıştı ve partiye karşı eleştirileri şöyleydi:

  1. Cemiyet gizli bir komite kimliğinden sıyrılmalı ve  çağdaş bir siyasal parti haline gelmelidir.
  2.  Ordu siyasetten kesinlikle   çekilmelidir.
  3. Cemiyet ile Masonluk arasındaki ilişki kesilmeli,   tüzüğünden  masonik biçimsel kurallar çıkartılmalıdır.
  4. Devlet işleri   din işlerinden ayrılmalıdır.

 Çanakkale zaferine rağmen, I.ci Dünya Savaşının korkunç bir yıkım ve yenilgiyle sonuçlanması   600 yıllık Osmanlı imparatorluğun sonu olduğu gibi İttihatçıların da    sonu olmuştur.     İTC Hükümeti istifa ettikten sonra   yöneticileri      Talât, Enver ve Cemal Paşalar 3 Kasım 1918 gecesi  bir Alman      denizaltısıyla İstanbul’dan gizlice Odessa’ya kaçmışlardır. [1]        

  İTC liderlerinden Talât Paşa 15 Mart 1921 Berlin, Cemal Paşa 22 Temmuz 1922’de Tiflis’te  Ermeni  teröristlerce  öldürülmüştür. Enver Paşa’nın ise 4 Ağustos 1922 tarihinde Tacikistan’da Kızıl Ordu’ya karşı savaşırken öldüğü ileri sürülür. [2]

Mustafa Kemal  Atatürk, Cumhuriyeti   kurarken yeni rejim için sakıncalı  bulduğu   İttihatçı kalıntılarını, şeriatçıları, tarikatları  ve Mason cemiyetinin    ortadan kaldırılmasını bir zorunluk olarak görmüştür.   1926 yılındaki İzmir suikastı girişiminde İstiklâl Mahkemesince suçlu bulunan    İttihatçılar cezalandırılmış ve örgüte karşı geniş bir tasfiye operasyonu gerçekleştirmiştir. 1935 yılında ise Atatürk’ün emriyle tarikat, tekke ve zaviyelerle birlikte Localar da kapatılmıştır.

LOCALARIN AÇILIŞI VE AMERİKAN MARSHALL YARDIMI

Ancak, Atatürk’ün   kapatmasına rağmen yerine geçen İnönü Locaların yeniden açılmasına izin verecektir. 5.2.1948’de   açılış ve kuruluş için başvuruda bulunan Mason dernekleri tüm ülkede yeniden faaliyete geçmişlerdir.   Sonuçta Osmanlı batmış ama Localar tekrar açılmış ve   Türk siyasetinde, sosyal kurumlarda ve iş dünyasında yeniden etkin olmuşlardır.

1948 yılından sonra Atatürk ve Atatürk devrimlerine ihanet süreci adım adım gelişmeye başlamıştır. Locaların faaliyete geçmesiyle   eş zamanlı olarak 3.4.1948’de   Cumhurbaşkanı İnönü’nün oluru ile Amerikan Marshall Yardımı başlamıştır. İlk iş olarak İnönü Türkiye’deki uçak fabrikalarını kapanmaya zorlayacak ekonomik yaptırımları yürürlüğe koymuştur. 10.6.1952  tarihine kadar sürecek Marshall yardımı süresince Türkiye’ye 140milyon   hibe, 85 milyon   borç olmak üzere toplam 225 milyon dolar  ödenmiştir. 1950 yılında İnönü’den devraldıkları  uydulaşma politikasını   Celal Bayar-Menderes hükümetleri ve ondan sonrakiler başarıyla sürdürmüşlerdir.

18.2.1952’de Cumhurbaşkanı Bayar’ın imzasıyla Türkiye NATO’ya girmiştir.  Arkası zaten çorap söküğü gibi gelmiş, ABD kökenli diğer masonik örgütler, vakıflar, hayır cemiyetleri de Türkiye’ye yerleşmişlerdir. Rotary 1954, Lions 1963’te faaliyete geçmiştir.

İmdi şu soruyu sormak gerekiyor:  İktidarı ele geçirip Osmanlının yıkılması neden olan Localar ve benzeri masonik örgütlerin Türkiye’de tekrar faaliyete geçmesi, ortalıkta cirit atması ve hemen hemen her kuruma sızmalarına nasıl izin veriliyor, nasıl göz yumuluyor ?  Madem bu dernekler, kurumlar   ülke için  çok iyi ve faydalıydılar da o zaman Atatürk neden hepsini aynı sepete doldurup tekke, dergah, zaviye ve tarikatlarla birlikte Locaları da 1935 yılında kapattı ?  Demek ki Atatürk bunların arasında bir fark görmüyor, hepsini  tek bir kategorik olumsama içinde görüyordu. Umarım bu dernekler ve örgütler Osmanlı gibi Türkiye’nin yıkılmasına neden olmazlar. Ne dersiniz ?  


[1] Bu son kongrede, İTC’nin yurt içinde kalan yöneticileri, Yenilenme Partisi (Teceddüt Fırkası) adlı   bir parti kurarak etkinliklerini sürdürmeyi denedilerse de  yenilenme olmamıştır.  Partinin yöneticileri arasında Yunus Nadi,  Tevfik Rüştü gibi isimler yer alıyordu. 1919 yılında   Divanı Harpte yargılanan İttihatçılar  Malta’ya sürülmüş olup içlerinde Sait Halim Paşa, Ziya Gökalp, Ali Fethi (Okyar), Rauf (Orbay), Hüseyin Cahit (Yalçın), Halil (Menteşe), Mustafa Hayri (Ürgüplü) gibi yakın dönem Türk siyasi hayatının önemli kişileri bulunmaktaydı.

[2] İttihatçılar  1921’de  sürgünden döndükten sonra Kurtuluş Savaşı sırasında     önemli roller üstlenmişlerdir.  Atatürk ve Lenin’in yakınlaşması  ve  Türk-Sovyet  hükümetlerinin  anlaşması üzerine SSCB’nin Enver  Paşa  ve yandaşlarını  ortadan kaldırdığı     iddia edilir.   Enver’in   SSCB’ye karşı      şeriatçı bir ayaklanmaya  destek vermek   üzere Türkistan’a gittiği ve orada  Kızıl Ordu’ya karşı savaşırken 4.8.1922’de öldüğü bilinir.  İki ay sonra  1.10.1922’de TBMM’nin   saltanatı kaldırılmasıyla Osmanlı İmparatorluğu sona ermiş olur.

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment