KÜRESEL SOYKIRIMA HAZIRLIK MI VAR ?

Avrupa Birliğinin 21 Ocak toplantısında   insanlara zorla dayatmayı  planladıkları “Aşı Pasaportu” hala gündemde. Ancak, a priori, bu mantık dışı   bir uygulama. Zira iyileşen ya da aşı olanların yeniden hasta olmayacağına dair bir kanıt ortalıkta yok. Ayrıca, bir çok hukukçu ve akademisyen bunu insanların özgürlüğüne ve insan haklarına aykırı buldu.       Peki o zaman bu telaş ne ?

Bu haberden hareketle  “salgın ne zaman bitecek?” sorusunun  yanıtı açığa çıkıyor:  Aşı  gerçi salgını önlemeyecek. Salgın,   herkesi aşılamak için bir bahane. Salgın herkes aşılandığı zaman bitecek. Daha doğrusu herkes aşılandığı zaman salgını bitirecekler. Ondan sonra bekleyecekler: Salgın kısa vadeli, aşı ise uzun vadeli bir kitle imha silahı. Özellikle RNA’lı aşılar. Açıkçası oligarklar ve elitler küresel soykırıma hazırlanıyor. Hayır daha neler, bu komplo teorisi derseniz o zaman şu soruları yanıtlayın:

1952 yılında J. D. Rockefeller III ve Rockefeller  Biraderler Vakfı     tarafından  “The Population Council” (Nüfus Konseyi) adlı örgüt neden kuruldu? Konsey   gelişmekte olan ülkelerde üreme, kısırlaştırma ve cinsiyet üzerine neden    araştırmalar yapıyor?   Neden özellikle Afrika, Asya ve Latin Amerika’da 18 ofis açtı ve 60’tan fazla ülkede faaliyet  gösteriyor ? Size ne  birader dünya nüfusundan ?   

“Dünya Derin Devleti” olarak bilinen Bilderberg Grubu  1954 yılında  oluşturuldu. O tarihten beri   grup toplantıları neden basına kapalı, neden gizli yapılıyor  ?   Bu toplantılara neden sadece120-150     seçkin iş adamı,   medya  patronu ve akademisyen katılıyor ? Milletten  saklanan nedir ?

1973’te D. Rockefeller, J. Carter ve Z. Brzezinski tarafından kurulan ve  bankacılık, siyaset, iş dünyasından seçkin 325 üyesi olan  Trilateral Komisyon neden kuruldu ?  Ve bu üç kafadarın kurduğu bu örgüt nasıl ve hangi hakla  yeni  dünya   düzenini   dayatmak, dünya nüfusunu kontrol etmek, dünya ülkeleri adına kararlar almak, savaşları organize ve kontrol etmek gibi misyonlar üstlenebiliyor ?

1999 yılında Türkiye’den toplanan 120 bin kan örneğinin   DNA testi  ve genetik tiplendirme yapan ABD’deki Lifecodes laboratuvarına gizlice gönderildiği ortaya çıktı ! O dönem Ecevit Hükümetinin     Sağlık Bakanı   tıp doktoru Prof. Osman Durmuş  “Kan örneklerinin yurtdışına gönderilmesi, genetik şifremizin çözülmesi açısından Türkiye için stratejik tehlike oluşturur” uyarısında bulunmuş ve Türk halkının gen haritasının ABD’nin eline geçtiğini açıklamıştı. Bu açıklama üzerine tüm medya adamı makaraya almış dalga geçmişti. Neden?   Gerçi toplanan ilik ve kanların ABD’den iade edilmesi için Ecevit hükümeti bir çok girişimde bulunmuş ancak     kan örnekleri iade edilmemişti.   Neden, neden ?

Prof. Durmuş, 5.8.2018’de Milliyet gazetesinin kendisiyle yaptığı söyleşide  “Gen haritası biyolojik savaşın ön çalışmalarıdır. Irak Savaşı’nda ABD Hava Kuvvetleri, Irak hava sahasına girerek uçaklardan grip virüsü saldı. Irak askerlerinin birçoğu  grip   nedeniyle savaşma kabiliyetini yitirdi. Bu tehdit bizim ordumuz için de geçerli. Babuna için gerçekleştirilen kampanya sonrası gen haritamız çıkartıldı. Muhtemel bir savaşta bizim genlerimize duyarlı bir virüs üretip, Türk askerlerinde savaşacak güç bırakmayabilirler” uyarısında bulunmuştu ama  kimse adamı ciddiye almadı. Neden, neden ?

Zira aşılar gen haritalarına ve genetik koda göre tasarlanabilir ve bir ulus için faydalı olan aşı bir başka ulus için zararlı olabilir. Zira  RNA tabanlı aşılarda   virüsün   genetik bilgisini taşıyan RNA zincirinden kritik bir kısım vücuda enjekte ediliyor. Viral vektör aşılarında da yine gen teknolojisi kullanılarak, virüsün taşıdığı genetik materyalin bir kısmı başka bir virüs içine yerleştirilerek   enjekte ediliyor. BioNtech ve Moderna aşıları RNA tabanlı, Sputnik V ve Oxford/Astrazeneca aşıları da viral vektör tabanlı aşılar.

Bill Gates 2010’da şöyle demişti: “Dünyanın nüfusu bugün 6,8 milyar ve 2030’da 9 milyar civarına ulaşacaktır. Eğer yeni aşılar üretir, sağlık hizmetlerini yeniden kurgularsak bu nüfusu %10-15 azaltabiliriz.” İyi de aslanım sana ne dünya nüfusundan ? Sen  neden kendi işine bakmıyorsun ve kimin adına konuşuyorsun ?

25.1.2020 tarihinde Macron’un partisinden milletvekili Dominique da Silva    “eğer yaşam süresi uzarsa,     emekli maaşıyla 60 yaşında emekli olma  projesine    kimse inanmıyor.     Koronavirüs   salgınının 70 yaş üstündekilere ulaşmasını umut etmek zorunda kalacağız”  dedi. Silva bunu bilerek mi söyledi, yoksa ağzından mı kaçırdı ? Peki neden kimse oralı olmadı ? 

20 Mayıs 2020’de dijital ortamda  gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nda konuşan Prens Charles “Pandemic is a chance to reset global economy”  diyerek COVİD-19 salgınının  dünya ekonomisini sıfırlamak için bir şans olduğunu ve  “COVID 19: Büyük Sıfırlama”  adlı bir projeleri olduğunu   söyledi? Neden ? Rastlantı mı ? 

Bu proje önerisi neden Charles ve  Dünya Ekonomik Forumu  direktörü Klaus Schwab tarafından  yapıldı ?  Yoksa “COVİD-19” aslında bu sıfırlama projesinin adı mı ? Zira virüsün adı  SARS-COV2 yani “Severe Acute Respiratory Syndrom Coronavirus-2” (Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromu Koronavirüs-2) 

DEF Direktörü Klaus    Schwab ile ekonomist Thierry Malleret neden       “COVİD-19: The Great Reset” (COVID 19: Büyük Sıfırlama) adlı  bir kitap yazıp bunu  4 Ağustos 2020 tarihinde   yayınlandılar ? Bu neyin hazırlığı?

Dijital bir ekonomi, dijital bir kamu altyapısı  ve dijital bir dünya düzeni öngören     “Büyük Sıfırlama” planı 2021 Dünya Ekonomik Forumu’nda da ana tema olacak mı ?

Salgın hakkında Haziran 2020’de Prof. Dr. Roberto Petrella    Youtube’da bir video yayımlayarak COVİD-19’un bir kitle imha silahı olduğunu  ve projenin adının COVİD-19 olduğunu iddia etti: Aynen şunları söyledi:   Covid-19 bir kitle imha silahıdır ve bundan kurtulmanın tek yolu bu testi yaptırmamaktır. Televizyonlardaki p.çler bunları size söylemez. Politikacılar da bu düzenin piyonlarıdır.    Aşı olmayanın seyahat etmesi, sinemaya gitmesi, hatta evden çıkması bile mümkün olmayacak.”    1 Aralık 2020’de Youtube bu videoyu yasakladı.  Petrella İtalyan Tıp Konseyinden kovuldu. Video neden yasaklandı, Petrella neden kovuldu?

Principia Scientific International (Uluslararası Bilimsel İlkeler) internet sitesinden R. F. Kennedy  19.11.2020 tarihli yazısıyla herkesi virüs ve aşılar konusunda bir soru-yanıt çizelgesi yayımlayarak uyardı. Kennedy  virüsün laboratuvarlarda üretildiğine ve aynı laboratuvarlarda virüse karşı aşı üretenlerin aşısına güven duyulamayacağına vurgu yaptı. Kennedy’nin şarlatan ve komplocu olduğu ileri sürüldü ve itibarsızlaştırmak için kampanya başlatıldı. Neden, neden ?

Küresel kapitalizmin  önemli yayın organlarından The Economist dergisinin Haziran-Temmuz 2020 sayısında          “The Next Catastrophe”   “Sıradaki Felaket” başlığı kullanıldı. Hayrola ? Dünya bir felakete mi gidiyor? Derginin kapağında neden simgesel ve apokaliptik fenomenlere (tektonik olaylar, volkanik patlamalar,  kutupların erimesi ve iklimsel felaketler, meteor çarpması, salgın hastalıklar, nükleer savaş, jeomanyetik güneş fırtınaları)  vurgu yapıldı ? Kapakta neden savaş miğferi giymiş bir çocuk ile gaz maskeli anne baba   var?

Bilderberg,  Nüfus Konseyi, Rockefeller, Rothschild, Carnegie ve  Ford Vakıfları,   Mac Arthur Vakfı,   Bill & Melinda Gates Vakfı,   Rotary,    Aşı Geliştiren Eczacılar Birliği (GAVI)   ile Dünya Sağlık Örgütü  gibi kuruluşlar neden  yıllardan beri bu nüfus azaltma projesi üzerinde  çalışıyorlar ?

 “Oligarklar ve elitler için ulus, milliyet, din, ırk vs.nin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan tek şey zenginlik, para ve mal mülktür. Onların  hayalleri dünya nüfusunun %80 azaltılması, emeklilerden, yaşlı nüfustan kurtulmak   ve  kendilerine itaat edecek kukla yönetimlerin olduğu bir  düzende dünya zenginlikleri ve kaynaklarının üstüne çökmektir”   diyenler   var. Bu konuda neden bir tepki verilmiyor ?

İsrail Uzay Güvenlik Şefi   Prof.  Hayim Eşed’in 7.12.2020’de uzaylıların var olduğunu açıklamasından sonra  Harvard Üniversitesi Astronomi Bölümü Başkanı Prof. Avi Loeb de 3.1.2021’de dünya dışı yaşama ilişkin  bir cismin  gelmekte olduğunu duyurdu. Loeb’e göre bu nesne dünya dışı bir  uygarlık tarafından gönderilmiş bir ‘araç’. İmdi şaka bir yana bu peş peşe açıklamalar niye şimdi yapılıyor ? Niye  bir takım bilim (!) adamları birdenbire insanları uzaylıların ve UFO’ların gerçek olduğuna inandırmaya çalışıyor ?

Yoksa dünya nüfusunu azaltmak için başka taktiklerin (kontrollu nükleer savaş, yanlışlıkla ateşlenen füzeler, nükleer santral kazaları, vs) yanı sıra bu kurgulanmış uzaylı (!) saldırısını da mı kullanacaklar ?           Zira insanlar o kadar serseme dönüşmüş bir durumda ki bu uzaylı tezgahına gözü kapalı  balıklama atlamaları kaçınılmaz  görünüyor.         Malum odaklar kendi düzenleyecekleri bir saldırıyı uzaylılar (!) yapmış gibi mi gösterecekler ?   Tüm bu ön hazırlıklar, algı operasyonları ve olup bitenler bunun için mi? Yani, bir şekilde gözlerine kestirdikleri    toplumları, kentleri, hatta ülkeleri yok edip bunları uzaylılar (!) mı yaptı diyecekler? İnsanların böyle bir yalan senaryoya inanmalarını mı istiyorlar ? Tıpkı Irak’ta atom bombasının var olduğu yalanına herkesin inandığı gibi ?   Bakın  Elon Musk   bile piramitleri UFO’larla gelen uzaylıların inşa ettiğini söylemiyor mu?

Salgına   karşı önlemleri eleştiren, salgının dünya nüfusunu azaltmayı amaçlayan bir kitle imha  silahı olup kasten çıkarıldığını öne süren, aşıların tehlikesine dikkat çeken doktorlar, tıp uzmanları ve bilim insanları neden tehdit ediliyor, susturuluyor, mahkemeye veriliyor,    şeytanlaştırılıyor ve sosyal medya paylaşımları sansürleniyor ?

Yurtiçi ve yurt dışı seyahat özgürlüğü, içki satışları, eğlenceler, hayattan zevk ve keyif almak, hatta sigara içmek, ulusal bayramlar, sinemalar, tiyatrolar, konserler yasaklanıyor ve kısıtlanıyor.    Ama milletin AVM’lere, dinsel mekanlara veya toplu ulaşım araçlarına, otobüse, metroya,  tepeleme doluşmasına kimse ses çıkarmıyor. Neden acaba ? Virüs camilere, kiliselere uğramıyor mu ?

Dünya Sağlık Örgütü 2021 yılı için yayımladığı bildirgede daha büyük salgınlara hazır olmamız gerektiğini ilan etti ? Yani daha büyük bir katliam, bir soykırım mı geliyor ?

Rockefeller Vakfı’na bağlı    “Küresel İş Ağı”   adlı  danışmanlık şirketince   2010 yılında yayınlanan “Uluslararası Kalkınma ve Teknolojinin Geleceği için Senaryolar”  adlı  raporda, günümüz korona virüs sürecinde yaşanan bir çok olayın neredeyse bire bir  öngörülmesi  nasıl mümkün olabiliyor?

2010’da hazırlanan bu senaryonun 2020’de neredeyse %100’e yakın gerçekleşmesi öngörülerin ne kadar doğru olduğunu mu gösteriyor, yoksa bu bir rastlantı mı,  ya da en kötüsü, senaryoyu gerçekleştirmek için böyle bir salgını ve eklentilerini kasten mi  tetiklediler ?       

Senaryoyu hazırlayan “Küresel İş Ağı” (Global Business Network – GBN” adlı  danışmanlık şirketi 1987 yılında kurulmuş. Ancak bu raporu yayımladıktan sonra 2013 Ocak ayında apar topar feshedilmiş. Neden acaba ? Artık başka  öngörüye gerek kalmadığı ve bunun son senaryo olması nedeniyle mi ?

SON NOT OLARAK  

Salgın 1952 yılında Rockefeller vakfı tarafından kurulan     “Nüfus Konseyi”    adlı örgütün yıllardan beri sürdürdüğü dünya nüfusunu azaltma ve yaşlı nüfustan kurtulma projesine büyük katkıda bulundu.        BM Kalkınma Programı, Rockefeller, Rothschild ve  Ford Vakıfları, Dünya Bankası, Aşı Geliştiren Eczacılar Birliği (GAVI)   ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO)  de bu projeye destek verdiler.  İlaç şirketleri, iş adamları ve hastaneler büyük  kazançlar  elde ettiler. Peki  sizin bir kazancınız oldu mu ?  

Published by Erdag Duru

Education: Galatasaray High School & Istanbul University of French and Roman Languages, born 27 April 1950. I am a philologist, critic and composer interested in world politics, philosophy and history of religions . I am against all kinds of eugenic, supremacist, fanatic, religious, racist, apartheid and imperialist hegemony that threaten Humanism, mankind and world peace. It is a fact that freedom of expression, freedom of thought and freedom of information are under the great threat of this hegemony. So, I urge all intellectuals and free thinkers to resist against the spread of this evil and horrible hegemony.

Leave a comment