
“Mene Mene, Tekel, Ufarsin”
(Sayıldın, tartıldın, eksik bulundun, bölündün)
Başta ABD, Birleşik Krallık ve Almanya trilojisi olmak üzere Batılı elitlerin kurduğu Yeni Dünya Düzeni denen küresel diktatörlük kendi vatandaşları dahil tüm halkları hedef almaktadır. Ben bu trilojiyi mitolojideki korku, terör ve dehşet saçan Gorgonlar’a benzetiyorum. Gerçek yüzleri bu. Gorgonlar iğrenç suratlı, keskin dişli, saç yerine başlarında zehirli yılanlar olan üçüz kardeş canavarlardır. Başkanları Medusa, gözlerine bakanı büyüler ve taşa çevirir. Hepsi taş kalplidir, sevgi nedir bilmezler, duygu ve acımaları yoktur.
Yapay zeka ve robotlarla insandan vazgeçmeye ve insanı feda etmeye hazırlanan postmodern Gorgonların Yeni Dünya Düzeni, insanın aşağılanması ve suçlanması, etik ve geleneksel değerlerin yıkılması, özgürlüklerin bastırılması, ahlaksızlık, saldırganlık, şiddet ve azgınlığın yüceltilmesi ile adeta bir “nihilist din” haline dönüşmüş durumdadır.
Böyle bir düzende keyif sürenler ve dokunulmaz olanlar ise: Küresel elitler, sömürgeci Avrupa krallıklarının çıkartıları ve hanedanlıklar, ultra kapitalistler, oligarklar, siyasetçiler, satılmış akademisyenler, satılık medya, din adamları, satılık bilim insanları, savaş lordları, ırkçılar, beyaz üstünlükçüler, apartheid yönetimler, neo-faşistler, neo-Naziler, neo-Siyonistler, şeriatçılar, aşiretler, mafyatik ve masonik yapılar, terör örgütleri, uyuşturucu kartelleridir. Hepsi sumen altından ittifak ve dayanışma içindedir. Dünya maalesef onlara kaldı.. Dünya onlar için cennet.
Çalışanlar, özgür düşünen insanlar, işçiler, emekçiler, sendikalılar, ücretliler, memurlar, küçük esnaf, köylüler, halk ve emekliler yani savunmasız ve korumasız evlerde oturan, kendini savunacak silahı bile olmayan orta sınıflar için bu dünya cehenneme dönüşmüş durumda. Ve bu korumasız ve sahipsiz orta sınıfı en yoksul kesime hedef olarak gösteriyorlar: Yoksulluğun ve enflasyonun nedeni olarak orta sınıf ve emekliler suçlanıyor. Orta sınıfı yok ederlerse alt tabaka küresel elitlere biat etmeye, tapınmaya, onların kılı ve kölesi olmaya çoktan razı. İşte Yeni Dünya Düzeni denen olgu zaten bu. Onun içinde yaşıyoruz. Bu düzen 9/11 İkiz Kuleler tezgahı ile kurgulandı ve devam ediyor.
Bu düzen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine göre milyarlarca insanın özgürlük, adalet, insanca yaşama, varolma ve kendi geleceğini belirleme hakkını zerre kadar umursamıyor. Zaten geldiğimiz noktada tüm etik, ahlaki ve ailevi değerleri sapkınca yadsıyacak bir aşamaya geçtiler.
Anne ve baba yerine “bir numaralı ebeveyn, iki numaralı ebeveyn ve üç numaralı ebeveyn” gibisinden sapkın adlandırmaları gerçekten istiyor muyuz ? Okullarda çok küçük yaşlardan itibaren insan soyunun yozlaşmasına yol açabilecek cinsel sapıklıkların dayatılmasını istiyor muyuz? Her tür pornografi ve uyuşturucu ilkokullara kadar inmişken çocuklarımıza kadın ve erkek dışında başka cinsiyetlerin de var olduğu fikrini dayatmak ve onlara cinsiyet değiştirme önerisinde bulunmak istiyor muyuz? Bu çok mu önemli ? Pedofili ve çocuklarla evlenmenin, artık okullarda bile örgütlenmeye başlayan LGBT şemsiyesi altında yasal hale getirilip suç olmaktan çıkarılmasını istiyor muyuz ? Gerçekten ülkemiz, dünyamız, gelecek kuşaklar ve çocuklarımız için istediğimiz bu mu? Etik ve ahlaki değerleri zayıflayan, sapıklık ve ahlaksızlığı hoş gören toplumlar, yağma, yozlaşma, yolsuzluk ve hırsızlığı da hoş görmeye başlarlar. Amaç zaten bu.
Tüm bunlar insanlık adına kabul edilemez.
Bu düzenin laboratuvarda virüs ve salgın hastalıklar üretip onları kitle imha silahı olarak kullanma, salgın bahanesiyle bireysel özgürlükleri kısıtlama gibi zehirli ve iğrenç taktiklerini bir çok insan zaten fark etti, ediyor. Bu uyanış salt Avrupa, Amerika, Türkiye değil Rusya, Çin gibi ülkelerde de yankı bulmaya başladı. 13 Nisan 2023 itibarile dünya çapında 6.839.960 kişinin salgın nedeniyle yaşamını yitirdiği WHO tarafından açıklanmıştır. 60+ yaş üstü Covid’den ölenlerin oranı %78,96’dır. Bunlar resmi rakamlardır, gerçek en az bunun iki katı kadardır.
Bu tek kutuplu küresel diktatörlüğe karşı Avrupa ve ABD’de çeşitli oluşumlar şekilleniyor. Ancak, bu oluşumlar güçlenecek mi, yoksa sönümlenecek mi göreceğiz. Bu yeni-sömürge paradigması küresel diktatörlük sonunda yıkılacak mı, yoksa tüm dünyaya egemen mi olacaktır ? Her koşulda Batı’nın bu düzeni dayatmak ve sürdürmek için her türlü kirli, barbar, ölümcül ve insanlık dışı yola başvuracağı açıktır. Batı’nın bu yağma, kara para aklama, yolsuzluk ve şantaj sistemini insanlarla dalga geçercesine sürdürmek dışında dünyaya sunacak iyi hiç bir şeyi yoktur.
Eğer savaş çıkacaksa bundan korkmayalım ve hazır olalım. Bu savaş insanlık onuru, dünya barışı, halkımız ve bu toprakları savunma uğruna verilecek bir savaştır. Gelecek kuşaklar için, çocuklarımız, torunlarımız ve onların torunları için bu savaşı gerekirse vereceğiz. Çocuklarımızın zihin ve ruhlarını dumura uğratmak için tasarlanmış bu köleliğe, bu sapkınlığa ve küresel soykırıma karşı çıkacağız, direneceğiz ve onları teşhir edeceğiz. İnsanlık adına seni suçlu buldum Medusa suratlı Batı ! Suçların asla affedilemeyecek kadar büyük ve korkunç.
Bugün Türkiye’yi, halkımızı, dilimizi, kültürümüzü, Atatürk Devrimlerini ve laikliği tarihten silmeye cüret edenler hem içimizde, hem de dışımızdalar. Geldiğimiz noktada konsolide olmuş ulusal bir topluma gereksinim var. Bu ulusal birlik ancak egemenlik, özgürlük, dayanışma ve adalet üzerine kurulabilir. Her ülke küreselci dayatmayı reddedip ulusal benliğine sahip çıkmak zorundadır.
Benim ve bir çok insanın ilke ve değerleri Hümanizm, insanın yüceltilmesi ve sevgidir. Bizim dönemimizde Galatasaray Lisesinde, değerli hocalarımız Pierre Dubois ve Tahir Alangu’dan, biz böyle bir eğitim aldık. Ama gözlemlediğim kadarıyla yeni mezunlar maalesef o seviyenin çok çok altında.
Yeryüzünü anavatanım gibi görüyorsam, bu bir Türk fakat aynı zamanda bir yeryüzü yurttaşı olarak yaşadığım, düşündüğüm, konuştuğum, eleştirdiğim, şiir yazdığım ve müzik yaptığım içindir. Bu, ailem, çevrem ve Galatasaray ocağından aldığım eğitimdendir. Yapay zekaya değil, insana, insandaki tinsel ve tanrısal güce inanıyorum. İnsanlığın tin ve teni benim tinim ve tenimdir, insanlığın yazgısı benim yazgımdır, acısı benim acımdır, öfkesi benim öfkemdir, isyanı benim isyanımdır, sevinci ve mutluğu da benim sevincim ve mutluluğumdur. Yaşasın insan !