Erdağ Duru

Özgür Düşünce

Bu konu sözde solcu ve muhalif medyanın zerre kadar ilgisini çekmese, hatta görmezden bile gelseler 2015 yılından beri Batı Trakya  ve Ege Adalarına     yapılan Amerikan yığınağı tamamen Türkiye ve Lozan karşıtı bir girişimdir.   ABD bu arada Kıbrıs Rum yönetimine 1987’den bu yana uyguladığı silah ambargosunu da 3 Ekim 2022de kaldırdı ve  ‘kardeş ordu’ ilan ettiği Rum ordusunu eğitme kararı aldı.

Türkiye’yi 15 Temmuzda  TSK içindeki üniformalı teröristleriyle işgale kalkışan ABD bu girişimde  başarısız olunca bu sefer Yunanistan ve Bulgaristan’a askeri yığınak yapmaya başladı. Bu yığınaklar Ukrayna-Rus savaşından çok önce yapılmaya başladığından   asıl hedefin Türkiye olduğu yüksek bir olasılık olarak görünüyor.

ABD bir yandan   Dedeağaç’a yeni bir üs kurup büyük çapta askeri yığınak  yaparken   öte yandan Bulgaristan’da da üs kurduğu ortaya çıktı.  Türk sınırına 20 km’de olan Dedeağaç’a en az 400 tank, zırhlı araç ve helikopterler ile 5 bin civarında asker konuşlandığı söyleniyor. Ancak bu rakamlar çok daha fazla olmalı.   Askeri araçlar M1A2 Abrams tankları, M117 ve M2A2 Bradley zırhlı muharebe araçları ve helikopterlerden oluşuyor.

ABD 2017’de   Bulgaristan’daki Novo Selo Askeri Üssü’nü   güçlendirmiş, Romanya’daki üsten bazı birlikleri,  100’e yakın tank ve yüzlerce    zırhlı aracı Bulgaristan’daki üsse konuşlandırılmıştı. Bunların Ukrayna-Rus savaşı ile ne ilgisi var ki ?

Olası senaryoda ABD batıdan (Yunanistan, Bulgaristan ve Adalar üzerinden) Türkiye’ye saldırırken aynı anda güneyden (Kıbrıs Rum Kesimi üzerinden ve Girit adasındaki ABD üssünden), Suriye ve Irak üzerinden PKK desteği ile saldırabilir. I. Dünya Savaşında Osmanlıya yaptıkları kuşatma taktiğinin  benzeri.

Tüm bu gelişmeleri ve gerginliği Avrupa medyası Türk-Yunan gerilimi ve AKP’nin seçim taktiği olarak yorumluyor, daha doğrusu öyle göstermek istiyor. AKP’nin Yunanistan’a karşı hamasi ve abuk sabuk açıklamaları da bu kanıyı güçlendiriyor. Tamamen içe dönük bir politika izleyen ve dünyada olup bitenden habersiz Sözcü, Cumhuriyet, Tele-1 gibi sözde sol medya ve sarı muhalefet partileri de aynen bu görüşte.

Atatürk’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin perde arkasındaki  sinsi ve amansız düşmanı  artık  iyice açığa çıkmıştır: Bu Amerika Birleşik Devletleri’dir.

Yapılması gereken NATO ile ilişkileri dondurmak ve ülkedeki NATO ile bağlantılı askeri ve sivil personeli tasfiye etmek mi ?  Yoksa,  İnönü’nün 1964’te söylediği gibi “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de orada yerini alır” sözüne göre davranmak mı ?  Bu konuda karar Türk halkınındır.

Posted in

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *