Erdağ Duru

Özgür Düşünce

2015 yılında basılan 36. Asteriks albümü Sezar’ın Papirüsü (Le Papyrus de César) bilgi ve haber alma özgürlüğü, sansür, istihbarat örgütlerinin veri sızıntıları ve dijital çağın haberleşme sistemlerini hicveden antik çağ üzerinden kurgulanmış bir çizgi romandır.

Albüm Roma imparatoru Jül Sezar’ın MÖ 50 yıllarında yazmış olduğu “Commentarii de Bello Gallico” (Galya Savaşı Üzerine Yorumlar) kitabına göndermede bulunur. Kitap Sezar’ın askeri başarılarını Roma halkına ve senatosuna anlatan bir propaganda kitabıdır. Günümüzde tarih araştırmaları için çok önemli bir kaynak, hem de duru Latince diliyle klasik filoloji eğitiminde üniversitelerde okutulan temel bir yapıttır.

Albümdeki senaryoda Sezar “Yenilmez Galyalıların Köyü” ile ilgili bölümü kitaptan çıkartmak ister. Zira sihirli bir iksir sayesinde Roma Lejyonlarına direnen bu küçük köy Sezar’ın Galya’da işgal edemediği tek yerdir. Sezar’ın danışmanı ve yayıncısı Libellus Blockbustus da —ki kendisi modern siyasal iletişim danışmanlarının bir karikatürüdür—- “bu bölümü sansürleyelim, tarihten silelim ki karizmanız çizilmesin” der. Fakat Sezar’ın Numidyalı dilsiz kâtibi Bigdhata bu sansürlü papirüsün kopyasını gazeteci Doublepolemix’e aktarır. Doublepolemix de gerçekleri kamuoyuna duyurmak için Sezar’ın ona ulaşamayacağı tek yer olan Asteriks ve Obeliks’in yaşadığı yenilmez Galyalıların köyüne sığınır, Roma’dan kaçar.

Dilsiz kâtip "Bigdhata"  (Big Data -Büyük Veri)  Amerikan ordusundan bilgi sızdıran Chelsea Manning ve Edward Snowden gibi NSA (National Security Agency) istihbarat analistlerine doğrudan bir göndermedir.   Doublepolémix ise fiziksel görünümü, beyaz saçları ve tavırlarıyla doğrudan WikiLeaks'in kurucusu Julian Assange'ın   bir  kopyasıdır. Öyle ki Astérix’in çizer ve yazarları Jean-Yves Ferri ile Didier Conrad, bu karakter için ilk aşamada "Wikilix" ismini düşündüklerini belirtmişlerdir.   (1) 

Albümde Drüidlerin kendi aralarındaki haberleşmede kullandıkları güvercinler ve kuş sesleri doğrudan Twitter (X) ve tweet atma eylemine göndermedir; gazetelerin, mektupların ve büyük taş tabletlerle taşındığı kareler günümüzün mobil cihazlarına ve tablet bilgisayarlara işaret eder. (2)

Sezar papirüsün peşine düşüp kopyaları yok etmeye çalışırken, Galyalılar bilge Drüid Archaeopterix’e giderler. Archaeopterix, kabile hafızasını sözlü olarak saklayan, yani bilginin kaybolmamasını sağlayan canlı bir “Cloud” (Bulut) sistemi gibidir. Galyalılar veriyi onun belleğine yüklerler.

Albüm “iktidar sahipleri her zaman tarihsel gerçekleri kendi lehlerine manipüle etmek, başarısızlıklarını sansürlemek ister" mesajını verir. Güç ne kadar büyük olursa olsun, bilginin yayılmasını ve gerçeğin deşifre olmasını tamamen engellemeye olanak yoktur.  Tıpkı  günümüzdeki liderlerin savaşlardaki sivil katliamları, soykırımları,  halktan sakladıkları offshore hesaplarını ve çevirdikleri kirli dolapları gizlemek istemesi gibi Sezar da askeri yenilgisini gizlemek ister. 

Ama maalesef gerçekler deşifre olsa bile değişen fazla bir şey olmuyor. Ol devran aynen ve artarak devam ediyor. Eskinin feodal aristokratlarının yerini günümüzde malı götüren siyasetçiler almış, millet de bunu kanıksamış ve alışmıştır. Aristokratlarda en azından bir onur ve asalet vardı: Bunlarda aymazlık ve magandalık var. Çalmayan çırpmayan, avanta yemeyen politikacı yok gibidir. Hepsi kendi çapında bir şeyler götürür: İşin raconu budur !

WİKİLEAKS BELGELERİ NEDİR ?
Yayıncı Julian Assange’ın kurduğu WikiLeaks istihbaratçılarca sızdırılan gizli diplomatik ve askeri belgeleri internete aktaran bağımsız bir medya platformudur. “Sansürsüz ve Tam Şeffaflık” ilkesini savunan WikiLeaks’in 2010 yılında sızdırdığı diplomatik ve askeri belgeler, ABD’ye ait en büyük devlet sırlarını içeren skandallarından biridir. Amerikan Dışişleri Bakanlığına ait 400.000 den fazla diplomatik belgenin (Cablegate) sızdırılması, ABD ve diğer ülkelerin kapalı kapılar ardında birbirleri ve müttefikleri hakkında gerçekte neler düşündüklerini çıplak bir şekilde ortaya koyar. (3)

1) Belgelerde ABD ordusunun Irak ve Afganistan’da resmi kayıtlara geçmeyen, sivillere yönelik şiddet olaylarını, işkenceleri ve sivil katliamları sansürlediği açığa çıktı. Amerikan ordusuna ait bir Apache helikopterinden Iraklı sivillerin ve Reuters muhabirlerinin vurulma anını gösteren ünlü “İkincil Cinayet” (Collateral Murder) videosu yayımlandı.

2) ABD Türkiye Büyükelçiliğinden ABD Dışişlerine gönderilen 7.900’den fazla kriptoda bir çok Türk politikacının İsviçre bankalarında hesapları olduğuna dair istihbarat raporları yayınlandı. (Şüphesiz bu raporlar tepeden tırnağa bir bühtandı. Dahası var: Bu ayıpçı bühtana Osmanlı tokadıyla yanıt verilince bühtancılar seksen sekiz taklak atarak özür diledi. Ama iddiaların asılsız olduğunu kabul etmedi küstah bühtancılar ! Bin lombar ! Bu hadsizleri esefle ve teneffüs ederek protesto ediyorum, bu utanç verici, bunları şeye, eee, birleşmiş zamazingolara, yok canım neydi, hah Birleşmemiş İlletlere şikayet edeceğim ! İşte o kadar !)


3) Amerikalı diplomatlar ile Amerikan Büyükelçisi Eric Edelman’ın Türkiye’nin içişlerine ait çok ayrıntılı raporlar düzenlediği açığa çıktı. Raporlarda Türkiye’nin Batı’dan uzaklaşıp Doğuya ve Orta Doğuya yönelme (“Eksen Kayması”) olasılığı ayrıntılı bir şekilde tartışılıyordu. Ama aslında Türkiye’yi Avrupa’dan koparıp bir Ortadoğu ülkesi olmaya iten ODTÜ’nün kurucusu ABD idi. Öte yandan Türk dış politikasının “Yeni Osmanlıcı” bir yönelim kazandığı ve bunun Batı ittifakı ve NATO içinde problematik bir durum olabileceği belirtiliyordu. Ancak bu politika daha sonra Batının acayip hoşuna gitti: Zira Türkiye Osmanlının sanki son dönemlerine dönmüş gibi Batılı ülkelerin bir uçtan bir uca hora teptiği bir açık pazar ya da “yağma Trump’ın hamburgeri” ne dönüşmüştü !


4) Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn gibi Arap liderlerinin, ABD’ye “İran’ın nükleer programını vurması ve nükleer yılanın başını ezmesi” yönünde talepte bulunduğu belgelendi.
5)İsrail’in 2008 yılındaki Gazze saldırısında (Dökme Kurşun Harekatı) sivillerin kasten hedef alınması konusundaki iç yazışmalar ve İsrail’in bölgedeki en güçlü askeri ülke olmak amacıyla ABD ile yaptığı gizli anlaşmalar açığa çıktı.


5) Suriye’de Esad yönetiminin reform (!) yapma niyetinin olmadığı, bu bağlamda çok sayıda uyarı raporu verildiği görüldü. Sonunda Esad Rusya’ya kaçmak zorunda kaldı ve Afganistan’da yaptıkları gibi ülke yönetimi Suriye’nin parçalanmasına katkı sağlayacak reformcu (!) terörist gruplara armağan edildi.

ABD’NİN GERÇEK YÜZÜ

WikiLeaks sızıntıları, devletlerin birbirlerine vahşi hayvanlar gibi davrandıklarını, kibar ve nazik diplomatların kırıla döküle kamuoyuna yaptığı süslü püslü açıklamalar ile arka kapılar ardında yürüttükleri soğuk, çıkarcı ve acımasız söylemler ve gerçekler arasındaki büyük ve iğrenç çelişkiyi tüm dünyaya göstermiş oldu. En kötüsü ABD’nin müttefikleri hakkındaki gerçek yüzünü ve kötücül niyetlerini açığa çıkardı: ABD müttefiklerini kendisi için bir “açık ve mevcut tehlike” (Clear and Present Danger) hatta bir düşman olarak görüyordu. Kuşkusuz bu Amerikan buzdağının sadece su üstünde görünen bir bölümüydü. ABD’nin çok karanlık ve şeytani hesaplar peşinde koştuğu açıktır.

Diplomatların Dışişlerine yolladığı mesajlarda bir çok ülkenin devlet başkanlarına tepeden bakarak onlar hakkında İtalya Başbakanı Berlusconi için ” iktidarsız ve işe yaramaz”, Putin için “Alfa Erkeği / Mafya devletinin başı”, Almanya Başbakanı Merkel için “risk almaktan korkan” gibi değerlendirmeler yapıldığı görüldü.

İşin en çirkin yanı ise ABD Dışişleri Bakanlığının, diplomatları aracılığıyla BM Genel Sekreteri ve müttefik ülke liderlerinin biyometrik verileri, DNA, parmak izi, kredi kartı numaraları, iletişim şifreleri topladığı anlaşıldı. Belki de idrar, dışkı, saç, kıl, tüy, deri parçası, sperm numuneleri de topluyorlardır !
ABD’nin bu gittikçe kemikleşen ırkçı, white supremacy ve Amerikalı olmayan diğer uluslara karşı üstünlükçü tavrının Evanjelik kilisenin öğretisi ile Tevrat’taki “seçilmiş üstün ve kutsanmış millet” gibi pre-Nazi inançlardan kaynaklandığı tescil edilmiştir. Kendi müttefiklerine böyle davrananan ve onları Trump’ın deyimiyle “shithole” gibi görüp zerre kadar umursamadığı anlaşılan bu etnosantrik ülkenin dünyada barışını ve huzuru sağlaması olanaksızdır.

İnsandan ve İnsanlıktan nefret eden bu ülke hem müttefikleri, hem tüm dünya halkları, hem de İnsanlık için en büyük tehdit haline gelmiştir. Bu ülke insanlığı ve tüm dünyayı yok etmeden önce mutlaka bir şekilde durdurulmalı ve BM kararıyla tasfiye edilmelidir. O nedenle ABD politikalarını onaylamayan Amerikalıların ülkelerini bir an önce terk edip başka ülkelere göç etmesini öneriyorum. Hem de hiç vakit geçirmeden. Umarım Julius & Ethel Rosenberg, Edward Snowden ve Julian Assange gibi başka insanlık kahramanları da çıkıp Amerikanın bu kötücül yüzünü teşhir etmeye devam ederler.


NOTLAR

  1. Edward Snowden ABD Milli Güvenlik Ajansında (NSA – National Security Agency) çalışan bir sistem analistiydi. Bilgiyi The Guardian ve The Washington Post gibi saygın gazetelere teslim etti. ABD hükümeti tarafından casuslukla suçlanıp pasaportu iptal edildi; tehditler üzerine Rusya’ya sığındı, şu anda orada yaşamakta ve Rus vatandaşlığı bulunmaktadır.

Chelsea Manning de ABD Ordusu istihbarat analistidir. ABD’nin dış politikadaki riyakarlığını ve savaşın acımasız yüzünü kamuoyuna göstermek amacıyla, aralarında Irak ve Afganistan savaş günlükleri ile diplomatik yazışmaların bulunduğu yaklaşık 750.000 gizli askeri ve diplomatik belgeyi Julian Assange’ın platformu WikiLeaks’e iletir 2010 yılında yakalanan Manning, 2013de askeri mahkemede casusluk yasasını ihlal etmekten 35 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu ceza, Obama tarafından hafifletildi ve Manning 7 yıl hapis yattıktan sonra 2017’de serbest bırakıldı. ABD hükümetinin WikiLeaks ve Julian Assange aleyhine yürüttüğü büyük jüri soruşturmasında ifade vermeyi ilkeli bir duruşla reddettiği için yaklaşık bir yıl daha sivil itaatsizlikten hapis yattı. Manning günümüzde veri güvenliği uzmanı ve trans hakları savunucusu olarak yaşamını sürdürmektedir.

2) Romalılar Mısır ile yoğun bir ticaret içindeydi ve Mısır’dan ithal edilen papirüs ruloları, idari yazışmalarda, kitaplarda, resmi belgelerde ve yazınsal eserlerde yaygın olarak kullanılıyordu. Taş ve mermer tabletler ise kitap yazmak için değil; anıtlarda, kanun ilanlarında ve kamu binalarındaki kalıcı yazılarda tercih edilirdi. Dolayısıyla Sezar’ın kitabını papirüse yazması anakronizm değil tarihsel açıdan tamamen doğrudur.

3) CIA ajanlarınca ölüm tehditleri ve öldürülme korkusuyla yaşayan Julian Assange Ekvator Başkonsolosluğuna sığındıktan sonra ABD’nin baskısıyla İngiltere’ye nakledilmiş, orada cezaevinde kalmış, İngiltere Assange’ın hastalanması ve ölmesi için her türlü iğrençliği yapmış, sonunda kamuoyunun da desteğiyle uzun süren hukuki mücadelelerin ardından ABD ile yapılan anlaşmayla serbest bırakılmıştır.

Posted in

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *